Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya

Araştırma: Eşinizin uykusuzluğu yeme düzeninizi bozabilir

Kanada’da 204 çiftle yapılan araştırma, bir kişinin kötü uyumasının yalnızca kendi beslenme düzenini değil, partnerinin sağlıklı beslenme çabasını da olumsuz etkileyebileceğini gösterdi.

Kanada’da 204 çiftle yapılan araştırma, bir kişinin kötü uyumasının yalnızca

Kötü uykunun sağlıksız beslenmeyle ilişkili olduğu uzun süredir biliniyor. Ancak Kanada’daki Concordia Üniversitesi öncülüğünde yürütülen yeni araştırma, uykusuzluğun aynı evi paylaşan çiftler arasında dolaylı bir etkisi olabileceğini ortaya koydu.

Annals of Behavioural Medicine dergisinde yayımlanan araştırmaya göre kötü uyuyan kişiler, sağlıklı beslenme hedeflerine bağlı kalmakta daha fazla zorlanıyor. Bu kişiler iyi beslenmek için daha az çaba gösterdiklerini ve sağlıklı alışkanlıklarını sürdürebileceklerine daha az güvendiklerini bildirdi.

Benzer etkinin, iyi uyuyan partnerlerde de görüldüğü belirlendi.

Araştırmanın sorumlu yazarı Concordia Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Jean-Philippe Gouin, uykunun yalnızca bireysel bir sağlık meselesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Gouin’e göre uykusuz kalan kişinin yüksek kalorili ve kolay tüketilen yiyeceklere yönelmesi, partnerinin beslenme tercihlerini de etkileyebiliyor.

Gouin, kötü uyuyan bir partnere sahip kişilerin sağlıklı beslenme konusunda kendilerine daha az güvendiklerini ve bunun için daha az çaba gösterdiklerini belirtti.

Araştırmacılar, uykusuz kalan kişinin kraker, cips, çikolata ve şekerleme gibi kalorisi yüksek yiyecekleri eve getirme veya tüketme ihtimalinin artabileceğine işaret etti. Aynı ortamda yemek yiyen partnerin de bu yiyeceklere yönelmesiyle sağlıksız beslenme alışkanlıklarının diğer kişiye yansıyabileceği değerlendirildi.

Araştırmada Kanada’da birlikte yaşayan 204 çift üç ay boyunca takip edildi. Çiftler çalışmanın başlangıcında, birinci ayın sonunda ve üçüncü ayın sonunda uyku ve beslenme alışkanlıklarına ilişkin anketleri yanıtladı.

Katılımcılar ayrıca ilk 14 gün boyunca günlük tutarak sağlıklı beslenmek için gösterdikleri çabayı kaydetti.

Yaş ortalaması 42 olan çiftlerin her birinde, beden kitle indeksi 25 veya üzerinde bulunan ve beslenme ya da fiziksel aktivite düzenini değiştirmeye çalışan en az bir kişi yer aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 96’sı beslenme alışkanlıklarını aktif olarak değiştirmeye çalıştığını bildirdi.

Araştırma süresince katılımcıların beslenme kalitesinde sınırlı bir iyileşme görülürken, uyku kalitelerinde belirgin bir değişiklik yaşanmadı.

Kadınlar erkeklere kıyasla daha sağlıklı beslendiklerini ve bu alışkanlıkları sürdürmek için daha fazla çaba harcadıklarını bildirdi. Ancak araştırmacılar, cinsiyetin bir partnerin uykusunun diğerinin beslenmesi üzerindeki etkisini değiştirdiğine ilişkin bulguya ulaşamadı.

NEDEN-SONUÇ İLİŞKİSİ KANITLANMADI

Araştırmacılar, çalışmanın kötü uykunun doğrudan sağlıksız beslenmeye neden olduğunu kanıtlamadığı konusunda uyardı.

Çalışmanın gözlemsel olması ve verilerin katılımcıların kendi beyanlarına dayanması önemli sınırlamalar arasında gösterildi. Gelecekteki araştırmalarda uyku süresi, evde bulunan yiyecekler, öğün planlaması ve çiftler arasındaki destek veya çatışma gibi unsurların daha nesnel yöntemlerle incelenmesi önerildi.

UYKU ÇİFTLERİN ORTAK SORUNU OLARAK ELE ALINABİLİR

Araştırma ekibine göre bulgular, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesinde yeni bir yaklaşımın önünü açabilir.

Uykusuzluk için uygulanan bilişsel davranışçı terapi gibi yöntemlerin yalnızca bireysel değil, çiftlere yönelik bir sağlık müdahalesi olarak da incelenebileceği belirtildi.

Bir kişinin uyku kalitesinin iyileştirilmesinin partnerinin sağlıklı beslenme alışkanlıklarını sürdürmesine de yardımcı olması halinde, uyku sorunlarının çiftlerin ortak meselesi olarak ele alınabileceği ifade edildi.

Gouin, kalıcı bir değişim için iki partnerin de evdeki beslenme ortamını birlikte düzenlemesi gerektiğini belirterek sağlıksız alışkanlıkların ortaya çıktığı sosyal koşulların da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.