Chester Kraliyet Mahkemesi konutunun zemin altında yer alan ve 18. yüzyıla tarihlenen eski cezaevi koridorunda yürütülen incelemeler, İngiltere’nin askeri mimari tarihine ilişkin önemli bir veriyi gün yüzüne çıkardı.
Chester Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Stewart Ainsworth, karanlık koridorun sonundaki farklı taş işçiliğini cep telefonunun ışığıyla fark etti.
Yüzey kazısı, mala veya yeni çıkarılmış bir kalıntı olmadan gerçekleşen bu gözlem, Chester Kalesi’nin Orta Çağ savunma sistemine ait bir parçanın sonraki inşaatların içinde korunarak günümüze ulaştığını gösterdi.
Cezaevi ve mahkeme binalarını tasarlayan mimar Thomas Harrison’ın 18. yüzyıl sonuna ait tipik taş duvarlarından farklı bir mimari hat gördüğünü belirten Ainsworth, duvardaki yapının dik açıyla dönerek dar ve karanlık bir boşlukta kaybolduğunu aktardı.
Discover dergisinin haberine göre söz konusu taş işçiliğini Chester Kalesi’nin günümüze ulaşan Norman dönemi kesitleriyle karşılaştıran Ainsworth, kullanılan malzemenin ve yapım tekniklerinin 18. yüzyıla değil, doğrudan Orta Çağ’a ait olduğunu tespit etti.
Bu veri, mimar Thomas Harrison’ın cezaevi ve mahkeme kompleksini kurarken kale mimarisinin Orta Çağ’dan kalan bölümlerini tamamen sıfırladığı yönündeki tarihsel kabulü değiştirdi.
Yüksekliği yaklaşık üç metreye ulaşan yapının boyutlarına dikkat çeken Ainsworth, Harrison’ın Orta Çağ taş işçiliğinin büyük bölümüne dokunmadığını, otopark ve kale kompleksinin altındaki alanlarda daha fazla kalıntının yer alabileceğini kaydetti.
Araştırmacılar, yüksek çözünürlüklü tarama sonuçlarını tarihsel planlar ve haritalarla karşılaştırarak duvarın kesin konumunu belirledi.
Elde edilen bulgular doğrultusunda masif yapının, kale iç avlusunun etrafındaki derin savunma hendeğini aşan bir köprüye destek sağladığı sonucuna varıldı.
Köprünün, 1260’lar ile 1280’ler arasındaki dönemde, eski girişin yerine tahkim edilmiş korunaklı bir kapı binası eklenirken inşa edildiği değerlendiriliyor.
Yapısal tasarımın, Beeston Kalesi’nde iki kuleli 13. yüzyıl kapı binasına ulaşan ve günümüzde kalıntıları görülebilen köprü geçişiyle benzerlik gösterdiği açıklandı.
Beeston Kalesi’ndeki savunma mekanizmasında düşman geçişini engellemek için kullanılan açılır-kapanır köprü sisteminin bir benzerinin Chester Kalesi’nde de yer aldığı, yeni tespit edilen duvarın bu güvenlik ağının parçası olduğu kaydedildi.
İnceleme süreci; Chester Üniversitesi, SCCS North, Cheshire Emniyeti, İngiliz Mirası Kurumu (English Heritage), Historic England ve Hartree Ulusal Dijital İnovasyon Merkezinin ortaklaşa yürüttüğü Dijital Boyutlar projesi bünyesinde gerçekleştirildi.
Yer altı duvarı ve kalenin diğer bölümleri dijital ortamda taranarak üç boyutlu modeller üretildi. Sanal kayıtların, gözden kaçan arkeolojik unsurları ortaya çıkarmanın yanı sıra izinsiz yazılama, taş hırsızlığı ve kültürel varlıklara yönelik suçlarla mücadelede kolluk kuvvetlerine veri sağladığı belirtildi.
Proje kapsamında Kuzey Batı İngiltere ve Kuzey Galler bölgelerinden 72 polis memuruna Chester Kalesi’nde kültürel miras suçları eğitimi verildi.
Çalışmaları değerlendiren Cheshire Emniyetinden Polis Memuru Jonathan Lightfoot, tarihi yapılarda yürütülen önleyici inceleme ve belgeleme faaliyetleri sayesinde bilinmeyen arkeolojik değerlerin keşfedildiğini, bu sayede geçmişe ait verilerin gelecek nesillere aktarılmak üzere koruma altına alındığını ifade etti.
