Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya

Türk uzmanlardan kritik uyarı: Montrö, Hürmüz ve küresel ticaretin geleceği

Dünya ticaretinin stratejik geçiş noktaları olan İstanbul ve Çanakkale boğazları

Dünya ticaretinin stratejik geçiş noktaları olan İstanbul ve Çanakkale boğazları ile Hürmüz ve Babülmendep boğazlarındaki güvenlik dengeleri yeniden gündemde. RusTurkey’e konuşan Türk uzmanlar, Türkiye’nin Karadeniz’deki belirleyici rolüne dikkat çekerken, Orta Doğu’daki olası bir deniz yolu krizinin küresel ekonomiyi etkileyebileceği uyarısında bulundu.

RusTurkey.com’un sorularını yanıtlayan siyaset bilimci Cihan Günel ve gazeteci, dış politika yorumcusu Güngör Yavuzaslan, uluslararası deniz yollarının güvenliği, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeleri değerlendirdi.

“Montrö, Karadeniz’deki güvenlik dengesinin temelidir”

Siyaset bilimci Cihan Günel, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin yalnızca Türkiye’nin egemenlik hakları açısından değil, Karadeniz’deki askerî dengenin korunması bakımından da kritik öneme sahip olduğunu belirtti.

Sözleşmenin Karadeniz’e kıyısı bulunmayan devletlerin savaş gemilerine tonaj ve kalış süresi sınırlamaları getirdiğini hatırlatan Günel, bu düzenlemelerin dış aktörlerin bölgedeki askerî etkinliğini sınırlandırdığını ifade etti.

Türkiye’nin mevcut güvenlik mimarisinin bozulmasına izin vermeyeceği görüşünü dile getiren Günel, Ankara ve Moskova’nın Karadeniz’deki yerleşik düzenin korunmasında ortak çıkarlara sahip olduğunu savundu.

Hürmüz ve Babülmendep’te kriz küresel ekonomiyi etkileyebilir

Gazeteci ve dış politika yorumcusu Güngör Yavuzaslan ise Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının dünya enerji ticareti açısından stratejik önemine dikkat çekti.

Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’deki faaliyetlerini değerlendiren Yavuzaslan, bölgedeki gelişmelerin yalnızca yerel bir güvenlik meselesi olarak ele alınamayacağını belirtti.

Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının eş zamanlı tehdit altında kalmasının, enerji fiyatlarından taşımacılık maliyetlerine, Avrupa’daki enflasyondan Asya’nın sanayi üretimine kadar geniş çaplı ekonomik sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.

Yavuzaslan, bölgedeki gerilimin yönetilmesinde Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki diplomatik temasların önemli rol oynayabileceğini kaydetti.

“Türkiye krizleri yönetebilen bir diplomasi izliyor”

Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerine de değinen Yavuzaslan, Ankara’nın farklı bölgelerde yaşanan görüş ayrılıklarına rağmen Moskova ile diplomatik kanalları açık tutabildiğini ifade etti.

Suriye, Karabağ ve Ukrayna krizlerini örnek gösteren Yavuzaslan, Türkiye’nin bölgesel anlaşmazlıklarla iş birliği alanlarını birbirinden ayırabilen bir dış politika yaklaşımı geliştirdiğini belirtti.

Cihan Günel ise Türkiye’nin bağımsız dış politika çizgisini koruyarak Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimlerde önemli bir aktör olmaya devam edeceğini değerlendirdi.

Her iki uzmanın açıklamalarında, stratejik deniz geçişlerinin güvenliğinin korunması için uluslararası kuralların uygulanması ve bölgesel diplomasinin sürdürülmesi gerektiği görüşü öne çıktı.

Röportajın tamamı:
https://rusturkey.com/bosfor-i-ormuz-kto-derzhit-klyuch-ot-mirovikh-torgovikh-putey