Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Reşat Şahin ÖZTÜRK
Reşat Şahin ÖZTÜRK

2025–2026 Döneminde Türkiye Siyaseti ve Uluslararası Sistem

Ekonomik Kırılganlık, Güvenlik Riskleri ve Üretim Temelli Kalkınma Zorunluluğu

Türkiye, 2025 ve 2026 yıllarına girerken yalnızca konjonktürel sorunlarla değil, yapısal ve çok katmanlı bir dönüşüm baskısıyla karşı karşıyadır.

Bu dönemi anlamak için iç siyaset, bütçe dengeleri ve uluslararası sistemdeki kırılmalar birlikte ele alınmalıdır. Aksi hâlde yapılan her değerlendirme eksik kalacaktır.

Bu yazı, Türkiye’nin mevcut siyasal ve ekonomik yönelimlerini verisel göstergelerle incelemeyi, bölgesel güvenlik risklerini uluslararası bağlamıyla değerlendirmeyi ve çıkış yolu olarak üretim temelli bir kalkınma modelini tartışmayı amaçlamaktadır.

  1. Türkiye Ekonomisinin 2025–2026 Görünümü

Veriler Ne Söylüyor?

2026 merkezi yönetim bütçesi, Türkiye ekonomisinde uzun süredir biriken yapısal sorunların açık bir yansımasıdır.

Bütçe büyüklüğü yaklaşık 18,9 trilyon TL’ye ulaşırken, gelirlerin 16,2 trilyon TL civarında kalması, yaklaşık 2,7 trilyon TL’lik bir bütçe açığını kalıcı hâle getirmiştir.

Daha dikkat çekici olan unsur ise faiz giderlerinin 2,7 trilyon TL’nin üzerine çıkarak bütçe açığına neredeyse eşitlenmesidir.

Bu durum, kamu maliyesinde şu temel soruna işaret etmektedir: Türkiye ürettiğinden fazla tüketmekte ve bu farkı borçlanma yoluyla kapatmaktadır.

Grafik 1 (öneri):
2005–2026 Dönemi Merkezi Yönetim Bütçesinde Faiz Giderlerinin Toplam Giderlere Oranı
Bu grafikte özellikle 2020 sonrası dönemde faiz giderlerinin hızlı yükselişi ve sosyal harcamalarla arasındaki makas net biçimde görülecektir.

Sektörel dağılıma bakıldığında tarımın milli gelir içindeki payının yüzde 6’nın altına gerilemesi, hayvancılığın ise girdi maliyetleri nedeniyle sürdürülebilirliğini kaybetmesi dikkat çekmektedir. Buna karşılık hizmetler sektörü ağırlığını artırmış, ancak bu artış istihdam ve verimlilik açısından beklenen etkiyi yaratmamıştır.

Grafik 2 (öneri):
Türkiye’de Tarım, Sanayi ve Hizmetler Sektörlerinin GSYH İçindeki Payı (1998–2026)

Bu tablo, Cumhuriyetin kuruluş felsefesinde merkezi bir yere sahip olan üretim ve tarım temelli kalkınma modelinden ne kadar uzaklaşıldığını açık biçimde göstermektedir.

  1. İç Siyasette 2025–2026 Genel Gündemi

Yönetim, Güvenlik ve Ekonomi Üçgeni

2025 ve 2026 yıllarında Türkiye iç siyasetinin ana ekseni üç başlıkta toplanmaktadır. Birincisi ekonomik kırılganlık ve hayat pahalılığı, ikincisi güvenlik merkezli siyasal dil, üçüncüsü ise kurumsal kapasitenin zayıflamasıdır.

Ekonomik sorunlar karşısında uygulanan politikalar, daha çok kısa vadeli dengeleme araçlarına dayanmakta, yapısal reformlar ise ertelenmektedir. Güvenlik söylemi ise iç siyasette belirleyici bir rol oynamakta, ancak bu söylem çoğu zaman ekonomik ve sosyal boyutlardan bağımsız ele alınmaktadır. Oysa güvenlik, bütçe disiplini ve üretim kapasitesi olmadan sürdürülebilir değildir.

  1. Uluslararası Sistem ve Bölgesel Kırılmalar

Türkiye’yi Çevreleyen Risk Kuşağı

2025 itibarıyla uluslararası sistem, çok kutuplu ama istikrarsız bir yapıya evrilmiştir. ABD ile Çin arasındaki rekabet, küresel ticaret hacmini daraltmış, enerji ve gıda güvenliği yeniden stratejik başlıklar hâline gelmiştir.

Latin Amerika’da Venezuela örneği, devlet kapasitesinin çökmesi hâlinde ideolojik söylemlerin nasıl anlamını yitirdiğini göstermiştir. Orta Doğu’da ise tablo daha ağırdır. Suriye fiilen parçalanmış, Irak merkezi otoritesini büyük ölçüde yitirmiş, İran ise ciddi bir iç gerilim sürecine girmiştir.

İran özelinde dikkat çekilmesi gereken husus, olası bir bölünme ya da merkezi yapının zayıflaması durumunda ortaya çıkabilecek nüfus hareketliliğidir. Yaklaşık kırk milyon Türkmen nüfusun Türkiye’ye yönelme ihtimali, bugüne kadar yeterince ciddiyetle ele alınmamıştır. Bu senaryo, Türkiye’nin bütçe dengelerini, demografik yapısını ve sosyal uyum kapasitesini doğrudan etkileyecek niteliktedir.

Suriye’nin kuzeyinde ise PKK ve uzantıları silah bırakmamakta, aksine çatışmaları artırarak fiili bir otonom yapı tesis etmeye çalışmaktadır. İran’dan Irak’ın kuzeyine ve Suriye’ye uzanan bu hat, yalnızca bir güvenlik sorunu değil, uzun vadeli bir jeopolitik yeniden yapılanma projesidir.

Harita 1 (öneri):
Ortadoğu’da Fiili Kontrol Alanları ve Otonom Yapılar
Bu harita, Türkiye’nin güney sınırlarının karşı karşıya olduğu riskleri görsel olarak ortaya koyacaktır.

  1. Çıkış Yolu: Üretim Temelli ve Tarım Odaklı Kalkınma

Cumhuriyetçi Milletin Partisi olarak bizler, Türkiye’nin bu çok boyutlu kriz ortamından çıkışının yalnızca mali tedbirlerle değil, köklü bir üretim dönüşümüyle mümkün olduğuna inanıyoruz. Tarım ve hayvancılık, yalnızca ekonomik sektörler değil, aynı zamanda stratejik güvenlik alanlarıdır.

Tarımda kendi kendine yetebilen bir Türkiye, hem gıda enflasyonunu kontrol altına alabilir hem de kırsal göçü tersine çevirebilir. Hayvancılıkta yapılacak planlı yatırımlar, istihdamı artırırken dışa bağımlılığı azaltacaktır. Bu yaklaşım, Cumhuriyetin ilk yıllarında uygulanan kalkınma modelinin güncellenmiş bir versiyonudur.

Tablo 1 (öneri):
Tarım ve Hayvancılığa Yapılan Kamu Yatırımlarının İstihdam ve Enflasyona Etkisi
Bu tablo, üretim odaklı yatırımların orta vadede bütçe üzerindeki olumlu etkisini gösterecektir.

2025 ve 2026 yılları, Türkiye için bir tercih dönemidir. Ya borçlanma, tüketim ve güvenlik söylemi ekseninde kırılgan bir yapı sürdürülecek ya da üretim, tarım ve hayvancılık merkezli yeni bir kalkınma rotası çizilecektir. Bu tercih, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin kaderini belirleyecektir.

Biz Cumhuriyetçi Milletin Partisi olarak Mustafa Kemal’in ışığında Türkiye’nin yolunu aydınlatacağımıza inanıyoruz. Ve Türkiye’nin kurtuluşunun tarımsal ve hayvancılık üzerine yapılacak yatırımlarla kalkınabileceğini biliyoruz.
Son olarak ifade etmek isterim ki, bizim bir hayalimiz var.

Cumhuriyetçi Milletin Partisi olarak, hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, savaşsız, barış içerisinde, müreffeh bir Türkiye diliyoruz.

Amacımız budur. İnsan onurunun korunduğu, emeğin değer gördüğü, gençlerin geleceğe umutla baktığı bir ülke inşa etmektir.

Aynı zamanda dünyada savaşların bittiği, kanın akmadığı, göz yaşlarımızın mutluluktan aktığı, adaletin vicdanla birlikte harmanlandığı bir düzenin parçası olmayı arzuluyoruz.

Türkiye’nin tarihi, kültürü ve Cumhuriyet birikimi, bu ideali taşıyabilecek güçtedir. Biz bu güce inanıyoruz ve bu inançla yol yürüyoruz.


Reşat Şahin ÖZTÜRK
CUMHURİYETÇİ MİLLETİN PARTİSİ GENEL BAŞKANI

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER