Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Ebubekir ELMALI
Ebubekir ELMALI

İsterse Yürürmüş, Ee İstesin…

Son günlerde CHP içindeki tartışmaların merkezinde aynı soru var:
“Kemal Kılıçdaroğlu partiyi yeniden kurultaya götürebilir mi?”
Sorunun hukuki cevabı aslında oldukça basit.
Evet, götürebilir.

Çünkü bugün itibarıyla ister beğenilsin ister beğenilmesin, ister siyasi olarak doğru bulunsun ister bulunmasın, Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin resmi genel başkanıdır.
Hukuk duygularla değil, kayıtlarla çalışır.
Peki aynı hukuk bize başka ne söylüyor?
Bir genel başkan, tüzüğün kendisine verdiği yetkileri kullanabildiği gibi, tüzüğün yüklediği sorumlulukları da yerine getirmek zorundadır.
Yani mesele yalnızca makam odasına oturmak değildir.

Eğer genel başkan sıfatıyla partinin yönetimini devralma hakkına sahipseniz, partide çalışanların görevlerine son verme yetkisini kullanabiliyorsanız, parti adına karar alabiliyorsanız, o zaman tüzüğün size yüklediği yükümlülüklerden kaçma lüksünüz de yoktur.

Haklar paket halinde geliyorsa, sorumluluklar da paket halinde gelir.
Sadece hoşunuza giden maddeleri seçemezsiniz.
Hukuk böyle işlemez.
Parti tüzüğü ne diyorsa o.
Ve tüzük ne diyor?
Kurultayın toplanması için gerekli delege çoğunluğu imza verirse, genel başkanın önünde iki seçenek yoktur.
Tek seçenek vardır.
Kurultaya gitmek.

Çünkü bu bir siyasi tercih değil, tüzüksel zorunluluktur.
İşte tartışmanın ilginç tarafı da burada başlıyor.
Bazıları genel başkanlık yetkisinin kullanılmasını doğal karşılıyor ama aynı genel başkanın tüzükten doğan yükümlülüklerini hatırlatınca rahatsız oluyor.
Olmaz.

Hukuk büfe menüsü değildir.
İstediğini seçip istemediğini masada bırakamazsın.
“Genel başkanlık yetkilerini sonuna kadar kullansın ama kurultaya gitmesin” demek biraz şu kapıya çıkıyor:
“Haklar benim olsun, yükümlülükler başkasının.”
Ne hukukta karşılığı vardır bunun ne de siyasette.
Kılıçdaroğlu’nu desteklersiniz veya desteklemezsiniz.
Özgür Özel’i haklı bulursunuz ya da bulmazsınız.

Bunlar siyasetin konusudur.
Ama tüzüğün emredici hükümleri varsa artık mesele taraftarlık olmaktan çıkar.
O noktada yapılması gereken şey kişilere göre hukuk üretmek değil, hukuka göre kişileri değerlendirmektir.
Çünkü hukuk şahıslara göre eğilip bükülmeye başladığında ortaya parti değil, kulüp çıkar.

Tüzük ise kulüpler için değil, partiler için yazılır.
Bu yüzden “Kılıçdaroğlu partiyi kurultaya götürebilir mi?” sorusunun cevabı aslında çoktan verilmiş durumda.
Götürebilir.
Hatta şartları oluşmuşsa götürmek zorundadır.
Ama asıl soru başka:
Götürecek mi?

Tam bu noktada insanın aklına Cem Yılmaz’ın meşhur repliği geliyor.
Hani ;
“durumu nasıl?”
“İsterse yürürmüş.”
“E istesin…”
Mesele tam olarak bu.

Hukuken yürüyebilen bir yol var.
Tüzük de o yolu tarif ediyor.
Şimdi herkes aynı şeyi söylüyor
“İsterse yürür diyorlar”
“Eee istesin”….


Av. Ebubekir ELMALI
HUKUKÇU

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER