Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Mehmet Arif ÖNALAN
Mehmet Arif ÖNALAN

Bir Ülkenin Hafızası Sınırda Beklemez: Gazeteciye Yeşil Pasaport Neden Gerekli?

Konu, bir rengin cazibesi değil yeşil pasaportun kamu adına habere zamanında ulaşmayı mümkün kılması. Gazeteciye açılan her kapı, toplumun hafızasına açılır. Geciken damga, geciken bilgidir.

Pasaportun rengi tartışmayı kolayca yüzeye çeker oysa meselenin özü, kamu yararı için yürütülen bir işi zamanında yapabilmektir.

Gazetecinin yükü kâğıtta hafif, sahada ağırdır. Uzak bir şehir, ani bir zirve, beklenmedik bir kriz… Toplum adına soru soracak olanın hızlı adım atması, doğrudan vatandaşın hanesine yazılır.

Cepte duran kart bir plastik parçası gibi görünse de aslında toplumsal sözleşmenin sessiz maddesidir. Devleti, piyasayı, gündelik hayatı denetleyebilmek, doğru bilgiyi zamanında ulaştırabilmek için verilmiş bir anahtar. Anahtar, kıymetini kapıyı açtığında gösterir. Sahaya hızlı çıkış bu yüzden belirleyicidir.

Günün ilk uçağı, son dakika görevi, tek bir cümlenin doğru kişiden tam vaktinde alınması… Bunların toplamı bir ‘iş akışı’ndan fazlasıdır.

Ülkenin belleğine düşecek notun dakikasıdır. Hareket serbestisi bir lütuf sayılmaz, kamusal yararın fiilî şartıdır. Hız, kişisel hevesin değil mesleğin doğasının sonucudur.

İçimde kalmış bir ukdedir: 2021’de Paris’te düzenlenen ‘Moon Life Awards Paris’te yönetmenliğini üstlendiğim ‘O’ belgeseli ödüle layık görüldü ancak vize verilmedi, gidemedim.

Bu, kişisel bir eksiklikten öte kamusal hafızaya düşecek notun gecikmesiydi. Öyleyse duyguyu bir kenara koyup tabloya bakalım.

Türkiye’de bugün basın kartına sahip gazeteci sayısı 25 bin civarında. Buna karşılık, hususi damgalı yani yeşil pasaport sahibi kamu görevlileri ve hak sahipleri 7 milyona dayanmış durumda.

Üstelik bu pasaportların önemli bir kısmı, görev tanımı gereği yurtdışıyla temas etmeyen memurların çekmecelerinde, ilk damganın vurulacağı günü bekliyor.

Aynı ülkede gazeteciler ise haberin peşinde, vize randevularında, konsolosluk önlerinde, bitmeyen evrak listelerinde zaman tüketiyor. Bu tablo bir kıskançlık meselesi değil, işin doğasıyla tanınan hak arasındaki uyumsuzluğun sessiz bir göstergesi.

Devlet memuru için bir imkân olarak tanımlanan yeşil pasaport, gazeteci için çoğu zaman işini yapabilmenin ön şartı. Çünkü gazetecilik masa başında değil sahada yapılan, zamanı bekleyerek değil zamanla yarışarak icra edilen bir meslek.

Uluslararası zeminde ilke nettir: Kamu yararı için bilgiye hızlı ve güvenli erişim. G7, G20, COP gibi zirvelerde akreditasyon ve hızlandırılmış süreçler, güvenliği zedelemeden erişimi mümkün kılar.

Kimi ülkeler çok girişli vize, kimileri özel kolaylıklarla basının hareket alanını genişletir. Amaç değişmez: Haber, güvenilir ve zamanında dolaşıma girmelidir. Türkiye de kendi koşullarına uygun, ölçülü ve denetlenebilir bir modeli rahatlıkla kurabilir.

Soruyu kamu penceresinden sorduğumuzda cevap berraklaşır: Habere gecikmenin bedeli kime yazılır? Topluma.

Bilginin hızını ve doğruluğunu artıran düzenlemeler kişisel bir ‘imtiyaz’ sayılmaz. Görevin gereğini yerine getirmek için makul bir kolaylıktır. Ölçü yerinde, denetim şeffaf olduğunda tartışma kişiler etrafında dönmez, meslek etiğinde düğümlenir.

Gazeteci rahatlık aramaz, erişim ister.

Doğru bilgiye hızlı erişim, vatandaşın hayatını etkileyecek kararları zamanında öğrenmesini sağlar, krizlerde söylentiyi bastırır, dünyayı birinci elden izlemeyi mümkün kılar. Sağlanan her kolaylığın faydası kişisel konfora yazılmaz, doğrudan kamuya döner.

Anahtarlar: güven, ölçülülük, denetim. Hususi damgalı pasaport hakkı; resmî basın kartına, aktif mesleki faaliyete ve kurumsal onaya bağlı, şeffaf ölçütlerle tanımlanmalıdır.

Kıdem, son yıllardaki yayıncılık pratiği, etik kaydı temiz dosya, sürenin düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi… Hakkın kişiden çok göreve bağlanması suistimal kapısını kapatır; kamu yararını güçlendirir.

Bir ülkenin hafızası arşiv odalarında beklemez, sınır kapılarından geçebilen muhabirin gözünde taşınır. Gazetecinin yolunu kısaltmak, kamunun yolunu aydınlatmaktır.

Rengin gösterişine değil görevin ciddiyetine yaslanan ölçülü bir düzenleme, sonunda hepimize kazandırır. En sade cümleyle: Bir ülkenin hafızası sınırda beklemez.


Mehmet Arif ÖNALAN
Görüntü Yönetmeni, Belgeselci, Fotoğrafçı

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER