Araç ve taşınmaz alım satımlarına ilişkin son yasal düzenlemelerle birlikte, vatandaşın günlük hayatını doğrudan etkileyen önemli bir değişiklik sürecine girilmiş bulunuyor.
Araç satışlarında noter harcı getirilmesi ve taşınmaz satışlarında gerçek bedelin düşük gösterilmesine yönelik cezaların artırılması, kamuoyunda “vergi adaleti sağlanıyor” söylemiyle sunulsa da, uygulamanın sahadaki karşılığı dikkatle değerlendirilmelidir.
Araç satışlarında getirilen yeni harç, özellikle ikinci el piyasasında hissedilir bir maliyet artışına yol açmıştır.
Zaten zorunlu olarak noter huzurunda yapılan bu işlemlerde, satış bedeli üzerinden ayrıca harç alınması, vatandaş açısından “aynı hizmet için birden fazla bedel ödeniyor” algısını güçlendirmektedir.
Devletin kamu gelirlerini artırma ihtiyacı anlaşılır olmakla birlikte, bu ihtiyacın ölçülülük ilkesini zedelememesi gerekir.
Taşınmaz satışları yönünden getirilen düzenlemeler ise daha çok kayıt dışılıkla mücadele ekseninde şekillenmektedir.
Tapuda satış bedelinin düşük gösterilmesi, uzun yıllardır süregelen ve kamu zararına yol açan bir uygulamadır.
Bu nedenle cezaların artırılması, ilke olarak yerinde ve gereklidir. Ancak cezanın caydırıcı olması kadar adil ve öngörülebilir olması da şarttır.
Uygulamada en çok tartışılacak konulardan biri, gerçek satış bedelinin tespitine ilişkindir.
Emsal değerler, banka kayıtları ve piyasa koşulları üzerinden yapılacak değerlendirmelerin objektif kriterlere bağlanmaması hâlinde, idare ile vatandaş arasında yeni ihtilafların doğması kaçınılmazdır.
Sonuç olarak, araç ve taşınmaz satışlarında başlatılan bu yeni dönem, doğru uygulandığı takdirde vergi adaletine katkı sağlayabilir.
Ancak ölçüsüz ve belirsiz bir uygulama hâline gelmesi durumunda, toplumsal huzuru zedeleme riski de barındırmaktadır.
Av. Zafer İŞERİ
HUKUKÇU

YORUMLAR