Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Zafer İŞERİ
Zafer İŞERİ

Parmak İziyle Mesai Takibine KVKK Freni: Açık Rıza Yetmiyor

Dijitalleşmenin iş yaşamına entegrasyonu, işverenin yönetim hakkı ile işçinin kişilik hakları arasındaki hassas dengede yeni hukuki tartışmaları beraberinde getirmiştir.

İşverenlerin, iş yerinde düzeni ve verimliliği sağlama gerekçesiyle başvurduğu parmak izi, yüz tanıma ve iris taraması gibi biyometrik yöntemler, son yıllarda yargının ve denetleyici kurumların merceği altındaydı.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVKK), yayımladığı son ilke kararıyla bu tartışmalı uygulamaya ilişkin sınırları net bir şekilde çizdi. Kurul, çalışanların mesai takibinde biyometrik veri işlenmesinin, 6698 sayılı Kanun’un 4. maddesinde düzenlenen “ölçülülük” ve “işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma” (veri minimizasyonu) ilkeleri açısından hukuka aykırılık teşkil edeceğini ilan etti.

Hukuki açıdan bakıldığında biyometrik veriler, 6698 sayılı KVKK’nın 6. maddesi uyarınca “özel nitelikli kişisel veri” statüsündedir. Bu veriler, nitelikleri gereği birtakım ayırt edici fiziksel veya davranışsal özelliklere dayandığından, değiştirilemez ve geri döndürülemez yapıdadır.

Dolayısıyla, sadece mesai saatlerinin denetimi gibi görece daha az müdahaleci yöntemlerle (kartlı geçiş, imza veya şifre) çözülebilecek bir hukuki amaç için, risk katsayısı yüksek olan özel nitelikli verilerin işlenmesi, hukukun genel ilkelerinden olan “orantılılık” ilkesini açıkça zedelemektedir.

Uygulamada pek çok işverenin, çalışanlardan aldıkları “açık rıza” formlarına güvenerek bu sistemleri hukuka uygun saydığı görülmektedir. Ancak iş hukuku doktrini ve yerleşik Yargıtay içtihatları, işçi ile işveren arasındaki bağımlılık ilişkisine dikkat çeker.

İşçinin, işini kaybetme korkusu veya baskı altında verdiği rıza, hukuken “özgür iradeye dayalı açık rıza” olarak kabul edilemez. KVKK da bu ilke kararıyla, açık rızanın varlığının dahi “ölçülülük” ilkesine aykırı olan bir veri işlemeyi meşrulaştırmayacağını teyit etmiştir.

Sonuç itibarıyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) iş yerinde gözetim kararlarında ve Anayasa Mahkemesi’nin kişisel verilerin korunmasına ilişkin bireysel başvuru kararlarında da vurgulandığı üzere; demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı olmayan hiçbir müdahale hukuken korunamaz.

İşverenlerin, milyonlarca lirayı bulabilecek idari para cezaları ve olası tazminat davalarıyla karşı karşıya kalmamak adına, mesai takip sistemlerini ivedilikle revize etmesi ve biyometrik veri uygulamalarından vazgeçerek alternatif denetim mekanizmalarına yönelmesi yasal bir zorunluluktur.


Av. Zafer İŞERİ
HUKUKÇU

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER