Siyasette bazı krizler vardır.
Bir seçim kaybedersiniz.
Bir belediyeyi kaybedersiniz.
Bir kanunu geçiremezsiniz.
Üzülürsünüz ama yolunuza devam edersiniz.
Bir de öyle krizler vardır ki mesele seçim değildir, makam değildir, koltuk değildir.
Mesele dümenin kimin elinde olduğudur.
CHP bugün tam da böyle bir fırtınanın ortasında.
Bir tarafta Kemal Kılıçdaroğlu.
Diğer tarafta Özgür Özel.
İkisi de aynı geminin güvertesinde duruyor.
İkisi de bu geminin batmasını istemediğini söylüyor.
Ama geminin içindekiler birbirine mürettebat gözüyle değil, korsan gözüyle bakıyor.
Sorun da burada başlıyor.
Çünkü bir gemide farklı rotalar olabilir.
Farklı kaptan adayları olabilir.
Farklı fikirler olabilir.
Ama aynı gemide bulunan insanlar birbirlerini korsan ilan etmeye başladığında, gemiyi dalgalar değil içerideki kavga tehdit etmeye başlar.
Bugün CHP’nin ihtiyacı olan şey yeni bir kavga değil.
Yeni bir mahkeme kararı değil.
Yeni bir taraflaşma hiç değil.
İhtiyaç duyulan şey, Kılıçdaroğlu ile Özel’in bir masaya oturup ortak bir seyrüsefer planı hazırlamasıdır.
Çünkü ortada sadece bir genel başkanlık tartışması yok.
Milyonlarca seçmenin umudu, beklentisi ve siyasi geleceği var.
Siyaset tarihine baktığınızda büyük partiler dışarıdan gelen darbelerle değil, içeriden büyüyen çatlaklarla zayıflamıştır.
Dalgalar her zaman vardı.
Fırtınalar her zaman vardı.
Asıl mesele geminin içindeki kavganın ne kadar büyüdüğüdür.
Bugün CHP’de görünen manzara şu:
Kimse geminin hangi limana gideceğini tartışmıyor.
Herkes dümenin kimin elinde olacağını tartışıyor.
Taraflar da birbirlerini rakip olarak değil, adeta korsan olarak görüyor.
İşte bu yüzden kriz büyüyor.
Çünkü rakiple uzlaşabilirsiniz.
Muhalifle konuşabilirsiniz.
Ama korsan olarak gördüğünüz biriyle aynı güvertede durmanız zordur.
Bugün hem mevcut yönetim hem de eski yönetim, geminin dayanıklılığına güveniyor gibi görünüyor.
“Bu gemi büyük, bu fırtınayı da atlatır” diye düşünüyor olabilirler.
Olabilir.
Ama denizcilikte bir kural vardır:
Hiçbir gemi sonsuza kadar dayanıklı değildir.
Özellikle de mürettebat birbirini denize itmeye çalışıyorsa…
Özellikle de herkes aynı anda dümeni tutuyorsa…
Özellikle de yolcular kimin kaptan olduğunu anlamamışsa…
Bu yüzden CHP için krizden çıkışın en yakın ve en makul yolu bellidir.
Kazananın ve kaybedenin olmadığı bir uzlaşı.
Geçmişin ve bugünün birbirini tasfiye etmeye çalışmadığı bir mutabakat.
Gemiyi güvenli limana ulaştıracak ortak bir rota.
Aksi halde herkes kendisini gerçek kaptan ilan etmeye devam eder.
Arkadaşlar deniz, kimin kaptan olduğuyla ilgilenmez.
Ve bazen tarih, fırtınayı değil; fırtına ve denizin ittifak ederek gemiyi tehdit ettiği bir anda dümen için kavga eden beceriksiz kaptanları da yazar.
Av. Ebubekir ELMALI
HUKUKÇU

YORUMLAR