Dünya, uzun yıllardır alışık olduğumuz siyasi ve ekonomik dengelerin değiştiği yeni bir dönemin içinden geçiyor. Devletler arasındaki ilişkiler yeniden şekillenirken güç kavramı da farklı bir anlam kazanıyor. Artık ülkelerin gücü yalnızca askerî kapasitesiyle, sahip olduğu topraklarla ya da siyasi nüfuzuyla ölçülmüyor. Enerji kaynakları, teknoloji, üretim kapasitesi, ticaret ağları, lojistik imkânlar ve ekonomik bağımsızlık, uluslararası rekabetin belirleyici unsurları hâline geliyor. Yeni dünya düzeni şekillenirken Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını, üretim kapasitesini ve teknolojik gücünü artırması her zamankinden daha büyük önem taşıyor.
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki siyasi gelişmeler, Avrupa’nın güvenlik arayışları, Orta Doğu’daki değişen dengeler ve Asya’nın yükselen ekonomik gücü, dünyanın yeni bir döneme hazırlandığını gösteriyor. Bu gelişmeler birbirinden bağımsız gibi görünse de aslında aynı büyük tablonun parçalarıdır. Her ülke, değişen dünya düzeninde kendi yerini sağlamlaştırmanın ve gelecekteki çıkarlarını korumanın mücadelesini veriyor.
Peki, bu büyük değişimin içerisinde Türkiye nerede duruyor?
Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Karadeniz havzasının kesiştiği son derece önemli bir noktada bulunuyor. Ancak coğrafi avantaj tek başına ekonomik ve siyasi güç anlamına gelmez. Bu avantajı üretime, ticarete, teknolojiye, istihdama ve uluslararası iş birliklerine dönüştürebildiğimiz ölçüde gerçek bir kazanımdan söz edebiliriz.
Bugün Avrupa, enerji güvenliğini ve sanayi kapasitesini yeniden değerlendirirken Asya ülkeleri teknoloji, üretim ve ihracat alanlarında etkilerini genişletiyor. Orta Doğu ise enerji kaynaklarının yanı sıra altyapı, ulaşım ve yatırım projeleriyle yeni ekonomik merkezler oluşturma arayışında. Türkiye’nin önünde tam da bu noktada önemli bir fırsat bulunuyor.
Bu fırsatın adı yalnızca transit ülke olmak değil, aynı zamanda üretim ve ticaret merkezi hâline gelmektir.

Ekonomik bağımsızlık üretimle başlar
Bir ülkenin ekonomik gücü, yalnızca ithalat ve ihracat rakamlarıyla değerlendirilmemelidir. Kendi üretim kapasitesi, sanayisinin teknolojik seviyesi, yetişmiş insan kaynağı, girişimcilerinin imkânları ve istihdam oluşturma kabiliyeti de bu gücün temel göstergeleridir.
Türkiye’nin genç nüfusu, girişimcilik potansiyeli, sanayi birikimi ve gelişen lojistik altyapısı önemli avantajlardır. Ancak bu avantajların kalıcı bir ekonomik değere dönüşmesi için üreticinin desteklenmesi, işletmelerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, teknoloji yatırımlarının artırılması ve nitelikli istihdamın güçlendirilmesi gerekiyor.
Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin dünya pazarlarına erişebilmesi büyük önem taşıyor. Çünkü ekonomik büyüme yalnızca büyük yatırımlarla değil, binlerce işletmenin üretime katılması, yeni pazarlara ulaşması ve daha fazla insana istihdam sağlamasıyla güç kazanır.
Enerji ve teknoloji geleceğin yeni güç merkezleri olacak
Dünya genelinde enerji kaynakları üzerindeki rekabet devam ederken nükleer enerji, yenilenebilir enerji, yapay zekâ, savunma sanayisi ve kritik teknolojiler ülkelerin gelecek planlarının merkezine yerleşiyor.
Türkiye’nin bu alanlarda yalnızca gelişmeleri takip eden değil; bilgi üreten, teknoloji geliştiren ve uluslararası iş birlikleri kuran ülkeler arasında yer alması gerekiyor.
Enerji ihtiyacını güvence altına alamayan, teknolojide dışa bağımlılığını azaltamayan ve üretim süreçlerini geliştiremeyen ülkelerin gelecekte ekonomik rekabette zorlanacağı açıktır.
Bu nedenle enerji politikaları ile sanayi politikalarını birbirinden ayrı düşünemeyiz. Teknoloji yatırımları, üniversite-sanayi ilişkileri, araştırma merkezleri ve nitelikli insan kaynağı aynı ekonomik hedefin parçaları olarak ele alınmalıdır.
Diplomasi artık ekonomik geleceğin de anahtarıdır
Türkiye’nin uluslararası ilişkilerdeki konumu yalnızca siyasi temaslar üzerinden değerlendirilmemelidir. Ticaret diplomasisi, yatırım ilişkileri, teknoloji transferi ve karşılıklı ekonomik kazanımlar da dış politikanın önemli unsurlarıdır.
Avrupa Birliği ile ilişkiler, Amerika Birleşik Devletleri ile ekonomik ve siyasi temaslar, Körfez ülkeleriyle yatırım imkânları, Türk dünyasıyla ticari bağlar ve Asya pazarlarıyla geliştirilecek yeni ilişkiler Türkiye’nin ekonomik hareket alanını genişletebilir.
Burada önemli olan, Türkiye’nin bütün taraflarla kendi ulusal çıkarları doğrultusunda dengeli, ilkeli ve kararlı ilişkiler geliştirebilmesidir.
Hiçbir ülkenin geleceği tek bir pazara, tek bir enerji kaynağına ya da tek bir siyasi merkeze bağlı olmamalıdır. Ekonomik ilişkilerin çeşitlendirilmesi, dış ticaret kanallarının genişletilmesi ve uluslararası güven ortamının güçlendirilmesi Türkiye’ye önemli avantajlar sağlayacaktır.
Türkiye’nin en büyük sermayesi insan kaynağıdır
Bütün bu gelişmelerin merkezinde insan vardır. Üretimi gerçekleştiren, teknolojiyi geliştiren, ticareti büyüten ve ekonomik değer oluşturan insandır.
Gençlerin nitelikli eğitim alması, kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer edinmesi, girişimciliğin teşvik edilmesi ve çalışma hayatında fırsat eşitliğinin geliştirilmesi yalnızca sosyal politikaların konusu değildir. Bunlar aynı zamanda ülkenin ekonomik geleceğini belirleyen temel meselelerdir.
İstihdamı artırmadan ekonomik refahı genişletmek, üretimi güçlendirmeden kalıcı büyüme sağlamak ve insan kaynağını geliştirmeden teknoloji yarışında öne geçmek mümkün değildir.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı, siyasi ve ekonomik gündemin günlük tartışmalarına sıkışmadan uzun vadeli bir gelecek perspektifi geliştirmektir.
Türkiye yeni dünya düzeninde nasıl konumlanmalı?
Dünya yeniden şekillenirken Türkiye’nin yalnızca gelişmeleri izleyen bir ülke olmaması gerekir. Üreten, ticaret yapan, teknoloji geliştiren, uluslararası ilişkilerinde güven oluşturan ve ekonomik gücünü insan kaynağıyla büyüten bir ülke olma hedefini daha da güçlendirmelidir.
Çünkü yeni dünya düzeninde ülkelerin yerini yalnızca tarihî konumları değil, geleceğe ne kadar hazır oldukları belirleyecek.
Asıl mesele, değişen dünyaya ayak uydurmak değil; değişen dünyanın içerisinde kendi geleceğini kurabilmektir.
Türkiye’nin önündeki en önemli sınav da budur.
Zeydan AYDIN
Tümü İstihdam Sağlayan Girişimci İş İnsanları Derneği (TÜSKİAD) Genel Başkanı

YORUMLAR