Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Gökhan ÖZBEK
Gökhan ÖZBEK

Önce Kol Kola, Sonra Aynı Çatıya mı?

İYİ Parti MHP birleşmesi mümkün mü? Devlet Bahçeli ile Müsavat Dervişoğlu’nun Anıtkabir’de kol kola yürüdüğü fotoğraf, 2028’e giderken milliyetçi siyasetin geleceğine ilişkin dikkat çekici bir soruyu gündeme taşıdı. Ortada açıklanmış bir birleşme kararı yok. Ancak Türk siyasetinde bazı fotoğraflar, görünenin ötesinde ihtimalleri tartışmaya açar.

Anıtkabir’in merdivenlerinde birkaç saniye sürdü. Ama o birkaç saniye, Türk siyasetinin yıllardır biriktirdiği kırgınlıkları, hesaplaşmaları ve belki de geleceğine ilişkin büyük bir ihtimali yeniden gündeme taşıdı.

Devlet Bahçeli ile Müsavat Dervişoğlu kol kola yürüdü.

Anıtkabir'de Devlet Bahçeli ve Müsavat Dervişoğlu kol kola yürürken; İYİ Parti MHP birleşmesi tartışmaları

Görüntünün ilk bakışta açıklaması son derece insani. Merdivenlerden inerken hafifçe sendeleyen Bahçeli’ye Dervişoğlu destek verdi. İki liderin yüzünde gülümseme vardı. Aralarında kısa bir sohbet geçti.

Buraya kadar her şey normal.

Ancak siyasette bazı fotoğraflar vardır, çekildikleri anın çok ötesinde anlamlar taşır.

Hele o fotoğrafın iki aktörü, geçmişte aynı siyasi gelenekten gelip yollarını ayırmış, sonrasında birbirlerine en ağır eleştirileri yöneltmiş iki partinin genel başkanıysa…

O zaman mesele yalnızca bir kola girme meselesi olmaktan çıkar.

Asıl soru şu: Anıtkabir’in merdivenlerinde birbirine yaklaşan iki lider, 2028’e giderken iki siyasi partiyi de birbirine yaklaştırabilir mi?

Bu soruyu bugün sormak için elimizde bir birleşme protokolü yok. Ancak üzerinde düşünmeye değer siyasi işaretler var.

İYİ Parti MHP birleşmesi: Fotoğrafın ötesindeki siyasi hesap

Üstelik hikâye 29 Ekim’de başlamadı.

1 Ekim’de Meclis’in yeni yasama yılı açılışında Bahçeli, Dervişoğlu ile tokalaştı. Gazeteciler bu temasın yeni bir başlangıç olup olmadığını sorduğunda Bahçeli’nin cevabı dikkat çekiciydi:

“Öyle düşünelim, iyi olacak inşallah.”

Bahçeli gibi siyasi sembolleri ustalıkla kullanan bir liderin sözlerini hafife almamak gerekir.

Elbette her tokalaşma bir ittifakın, her gülümseme bir mutabakatın habercisi değildir.

Ama bazen siyasi ilişkilerin normalleşmesi, büyük kararların konuşulabilir hâle gelmesinin ilk şartıdır.

Ve burada yalnızca iki liderin kişisel ilişkisinden değil, milliyetçi siyasetin geleceğinden söz ediyoruz.

Çünkü Bahçeli’nin 6 Ekim’de yaptığı açıklamayı da aynı fotoğrafın yanına koymak gerekiyor.

MHP lideri önümüzdeki döneme ilişkin siyasi formülünü şu sözlerle ilan etti:

“Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP, Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk asrı.”

Bu cümleyi sıradan bir seçim sloganı olarak okumak büyük hata olur.

Bahçeli, yürütmede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devamını savunurken yasamada MHP’nin belirleyici güç hâline gelmesini hedefliyor.

Dahası, partisinin oy oranını artırmaktan, milletvekili sayısını çoğaltmaktan, hatta Türkiye’nin birinci partisi olmaktan söz ediyor.

Peki, MHP bu hedefe nasıl ulaşacak?

Yalnızca mevcut seçmen kitlesini büyüterek mi?

Yoksa yıllar önce aynı siyasi gelenekten ayrılan kadroları ve seçmenleri yeniden bir araya getirerek mi?

İşte Anıtkabir’deki fotoğrafı benim için asıl ilginç kılan nokta burası.

İYİ Parti, 2017 yılında yalnızca yeni bir parti olarak kurulmadı.

Bu nedenle İYİ Parti MHP birleşmesi ihtimali, yalnızca iki siyasi partinin anlaşmasından ibaret değil. Aynı zamanda yıllar önce yaşanan büyük bir siyasi ayrışmanın yeniden sorgulanması anlamına geliyor.

MHP’deki liderlik ve siyaset anlayışına yönelik itirazın da siyasi adresi oldu. Aynı gelenekten gelen kadrolar, farklı bir yol tercih etti.

Aradan geçen yıllarda ise yalnızca yollar değil, siyasi söylemler de keskin biçimde ayrıştı.

Öyle ki Müsavat Dervişoğlu, 2024 yılında Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a ilişkin çıkışına Meclis kürsüsünden urgan atarak tepki göstermişti.

Bugün de İYİ Parti, Bahçeli’nin öncülük ettiği ve iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı sürecin en sert muhaliflerinden biri.

Dolayısıyla iki partinin birleşmesinin önünde sadece kişisel kırgınlıklar yok. Ciddi siyasi ve ideolojik ayrılıklar da bulunuyor.

Fakat Türkiye siyasetinin geçmişi bize başka bir gerçeği daha hatırlatıyor.

Siyasette hiçbir ayrılık sonsuza kadar sürmek zorunda değildir.

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in siyasi hafızamıza kazınmış meşhur sözünü hatırlayalım:

“Dün dündür, bugün bugündür.”

Hatta Demirel daha sonra bu sözün devamına yarının da yarın olduğunu eklemişti.

Bugün birbirine siyasi olarak en uzak görünen aktörlerin yarın aynı masada buluşabileceğini anlatmak için bundan daha uygun bir ifade bulmak zor.

Düşünün…

Bir dönem aynı partide siyaset yapanlar ayrıldı.

Ayrılanlar kendi partilerini kurdu.

O partiler yıllarca birbirlerinin politikalarını eleştirdi.

Şimdi ise o ayrılığın iki siyasi mirasçısı, Cumhuriyet’in 103. yılında Atatürk’ün huzurundan kol kola ayrılıyor.

Bu fotoğrafın siyasi bir anlaşmayı belgelediğini iddia etmiyorum.

Fakat siyasi ihtimalleri tartışmak için ille de bir protokolün imzalanmasını beklemek gerekmez.

Belki de milliyetçi siyasetin önümüzdeki dönemde vereceği en önemli sınav, parçalanarak büyümek ile birleşerek güçlenmek arasında olacak.

İYİ Parti MHP birleşmesi ihtimali yalnızca İYİ Parti’nin tüzel kişiliğini sona erdirerek MHP’ye katılması anlamına gelmiyor. Siyasi yakınlaşmanın farklı yolları da bulunuyor.

Önce karşılıklı siyasi temaslar artabilir.

Ardından belirli konularda ortak hareket etme zemini aranabilir.

Daha sonra seçim işbirliği, ortak liste veya tek çatı tartışması gündeme gelebilir.

Elbette bunlar bugün için olasılık. Ancak 2028 hesabı yapan her siyasi aktörün bu olasılıkları değerlendirmesi şaşırtıcı olmaz.

Üstelik Bahçeli’nin Erdoğan’ın yeniden adaylığını sağlayacak Meclis kararını savunması, önümüzdeki dönemde parlamento aritmetiğinin ne kadar önemli olacağını da gösteriyor.

MHP’nin yasamada güçlenme hedefiyle milliyetçi seçmenin farklı partilere dağılmış olması birlikte düşünüldüğünde, siyasi yakınlaşmanın sağlayabileceği avantajlar ortada.

İYİ Parti MHP birleşmesi, Bahçeli’nin “Yasamada MHP” hedefi açısından yeni bir siyasi denklem yaratabilir. Ancak böyle bir buluşmanın gerçekleşmesi, yalnızca liderlerin iradesine değil, yıllardır farklı tercihler yapan seçmenlerin vereceği tepkiye de bağlı.

Ne var ki hesabın bir de diğer yüzü var.

İYİ Parti’nin kendi seçmenine verdiği sözler, kuruluş gerekçesi ve özellikle son dönemde savunduğu politikalar, böylesi bir yakınlaşmayı oldukça zorlaştırıyor.

Nitekim fotoğrafın hemen ardından İYİ Parti Milletvekili Erhan Usta’nın gösterdiği tepki, bu zorluğun parti içinde de hissedildiğini ortaya koydu.

Usta, Bahçeli’nin koluna girilmesini siyasi bir tercih olarak değerlendirdi ve buna itiraz etti.

Dervişoğlu ise davranışını insani ve vicdani sorumlulukla açıkladı. Siyasi mücadelesinden taviz vermediğini vurguladı.

İşte fotoğrafın yarattığı asıl gerilim burada.

Bir taraf aynı görüntüye insani nezaket olarak bakıyor, diğer taraf siyasi anlam yüklüyor.

Bu tartışma bize şunu da gösteriyor: İki partinin yakınlaşması ihtimali ortaya çıktığı anda, en büyük sınav belki de liderler arasında değil, kendi parti tabanlarında yaşanacak.

Çünkü birleşmek için geçmişteki kırgınlıkları unutmak yetmez. Bugünkü siyasi ayrılıkların da nasıl aşılacağını anlatmak gerekir.

İYİ Parti MHP birleşmesi bugün için doğrulanmış bir siyasi mutabakat değil. Ancak milliyetçi seçmenin geleceği, Meclis aritmetiği ve liderlerin son temasları birlikte değerlendirildiğinde üzerinde düşünülmesi gereken bir ihtimal.

Peki, Bahçeli’nin geniş bir milliyetçi siyasi buluşma fikrine kapı aralaması mümkün mü?

Bence bu ihtimalin tartışılması gerekiyor.

MHP liderinin yasamada daha güçlü bir parti hedefi, İYİ Parti’nin milliyetçi seçmenle kurduğu bağ ve iki lider arasında son haftalarda yaşanan temaslar aynı siyasi denklemin farklı parçaları olabilir.

Ancak bu parçaların gerçekten birleşip birleşmeyeceğini belirleyecek olan, fotoğraflar değil, önümüzdeki aylarda atılacak siyasi adımlardır.

Yine de bugünden şu ihtimali bir kenara yazıyorum:

2028’e giderken Türkiye, MHP ile İYİ Parti arasında yalnızca yumuşama değil, çok daha kapsamlı bir siyasi yakınlaşmayı konuşabilir. Hatta bugün uzak görünen birleşme seçeneği, yarının ciddi gündem maddelerinden birine dönüşebilir.

Bugün bu ihtimali erken bulanlar çıkacaktır.

Haklı gerekçeleri de var.

Ama Türk siyasetinde bugünün kesin ayrılıkları, yarının kesin ittifakları kadar değişkendir.

Demirel’in sözünün eskimemesinin nedeni de budur.

Anıtkabir’deki o fotoğrafın üzerinden günler, aylar geçecek. Belki bir nezaket anı olarak hatırlanacak. Belki de ileride bambaşka bir siyasi gelişme yaşandığında yeniden arşivlerden çıkarılacak.

O gün geldiğinde fotoğrafa yeniden bakıp bugün fark etmediğimiz anlamlar yüklememiz mümkün.

Şimdilik bildiğimiz tek şey, Dervişoğlu’nun Bahçeli’nin koluna girdiği.

Bilmediğimiz ise asıl önemli olanı:

2028’e giderken İYİ Parti de MHP’nin koluna girecek mi?

Belki de önümüzdeki dönemin en çok konuşulacak siyasi sorularından biri bu olacak.

Çünkü siyasette bazen bir fotoğraf, henüz yazılmamış bir hikâyenin ilk cümlesidir.



Gökhan ÖZBEK
GasteTV Genel Yayın Yönetmeni

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER