Kuzey Kıbrıs’ta sandıktan çıkan sonuçlar, sadece bir seçim değil, bir mesaj niteliğinde.
Halk, uzun süredir görmezden gelinen bir gerçeği yüksek sesle hatırlattı:
Cumhuriyetçilik ve milliyetçilik ilkelerini yok saymanın bedeli ağırdır.
Bugün, kurucu ideolojinin temel taşları olan bu iki ilke kimi çevrelerce “eski” ya da “aşılmış” olarak görülüyor.
Oysa cumhuriyetçilik, halkın iradesini; milliyetçilik ise bu iradenin hangi kimliğe, hangi değerlere ait olduğunu belirler.
Birini yok sayarsanız, diğerini de tutamazsınız. Çünkü bu iki kavram birbirini tamamlar — biri bağımsızlığın, diğeri birliğin garantisidir.
Kuzey Kıbrıs’taki seçim sonuçları, tam da bu nedenle dikkat çekici.
Halk, kimliğini bulanıklaştıran politikalara tepki gösterdi.
Kıbrıs Türklerinin yıllardır verdiği varoluş mücadelesi, bir kez daha “biz kimiz” sorusunun cevabında gizliydi.
Bu cevap, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in ve Türk milliyetçiliğinin özüne dayanıyor: bağımsızlık, özgürlük ve ulusal onur.
Bugün Türkiye’de siyasetçiler için de bu seçimlerin ders niteliğinde olduğu açık.
Eğer yeniden güçlü bir siyasi zemin arıyorlarsa, yönlerini kurucu ideolojiden başka yere çevirmemeliler.
Halk, köklerinden kopan bir siyaseti asla uzun süre taşımaz.
Atatürk’ün ilkeleriyle kavgalı olan hiçbir hareket, kalıcı bir başarı elde edemez.
Çünkü bu ilkeler, yalnızca bir dönemin değil, Türk milletinin geleceğe tutunduğu pusuladır.
Kıbrıs’tan yükselen bu sessiz uyarı, aslında Anadolu’ya da uzanıyor:
Cumhuriyetin ve milliyetçiliğin değerini unutanlar, er ya da geç tarihin tozlu raflarında kaybolur.
Ancak bu değerlere sahip çıkanlar — yani milletin özünü savunanlar — her zaman yeniden doğar.
Av. Ebubekir ELMALI
HUKUKÇU

YORUMLAR