Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Ebubekir ELMALI
Ebubekir ELMALI

Rojava: Tanımsızlığın Siyaseti ve ABD Terazisi

Cizîre, Ayn el-Arap (Kobani) ve Afrin hattı…
Kürtçe literatürde buna “Rojava” deniyor. Ancak bu adlandırma, ne uluslararası hukukun ne de devletler sisteminin tanıdığı bir coğrafi ya da siyasal statüyü ifade ediyor. Rojava, bir bölge adı değil; bir siyasi iddiadır.

Uluslararası arenada bu alan tarif edilirken kullanılan ifade nettir: “Suriye’nin kuzeyi.”
Bu tanım, hukuki olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenlik alanını kabul eder; herhangi bir özerkliği, devletleşmeyi ya da ayrı bir siyasal kimliği içermez. Zaten dünya üzerinde, bu bölgede ilan edilen sözde özerk yapıyı tanıyan tek bir devlet bile yoktur.

Buna rağmen sahada fiilî bir yapı vardır. Bu yapının siyasal yüzü PYD, silahlı omurgası ise YPG’dir. Türkiye’nin ve birçok ülkenin açık biçimde ifade ettiği gibi bu yapı, terör örgütü PKK ile organik bağ içindedir. Burada mesele yalnızca silah değildir; mesele, şiddet üreten bir ideolojinin siyasal forma sokulmasıdır.

ABD, Suriye sahasında bu gerçeği görmezden gelmedi; aksine onu yönetilebilir bir formata sokmaya çalıştı. Washington’un uzun süredir savunduğu çizgi şuydu:
Bu unsurlar, Suriye’nin mevcut yönetim yapısı içine girecek, silahlı kimliklerinden arındırılacak ve zamanla sistem içinde “eriyerek” etkisizleşecekti. Bu çerçevede mutabakatlar yapıldı, taahhütler verildi.

Ancak sorun tam da burada başladı.

Kendi varlığını, silahlı gücünü ve ayrı siyasal alanını korumak isteyen PYD/YPG, bu süreci bilinçli biçimde sabote etti. Çünkü sistem içine girmek, aynı zamanda kendini feshetmek anlamına geliyordu. Silah bırakmak, ideolojik hegemonya iddiasından vazgeçmek demekti. Bunu yapmadılar.

Bu noktada meşru Suriye hükümeti, egemenlik refleksiyle devreye girdi ve söz konusu unsurlara yönelik operasyonlar başlattı. Sahada yaşananların özeti budur:
Devlet, tanımadığı ve tanınmayan bir silahlı yapının, kendi topraklarında kalıcılaşmasına müdahale etmiştir.

Geriye tek büyük soru kalıyor:
ABD terazinin hangi kefesinde duracak?

ABD’nin sicili bu konuda nettir. Washington, Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de Kürt kimliği üzerinden siyasal meşruiyet üreterek, şiddetle ilişkili yapıları sistem içine sokma eğilimindedir. Amaç terörü bitirmek değil; onu kontrol edilebilir, pazarlık yapılabilir ve gerektiğinde kullanılabilir hale getirmektir.

Bu yüzden beklenti şudur:
ABD, ilkelerden değil çıkar dengelerinden yana tavır alacaktır.
Sahada kimin kazanacağı değil, kimin daha kullanışlı olacağı belirleyici olacaktır.

Rojava adı verilen şey tam olarak budur:
Tanımsızlığın, belirsizliğin ve geçici ittifakların üzerinde yükselen bir siyasal mühendislik denemesi. Ne hukuku vardır, ne kalıcı meşruiyeti. Ama büyük güçlerin terazisinde, şimdilik bir ağırlığı vardır.

Bu ağırlığın ne kadar süreceğini ise sahadaki gerçeklikten çok, ABD’nin teraziyi nereye yatıracağı belirleyecektir.


Av. Ebubekir ELMALI
HUKUKÇU

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER