Türkiye’de boşanma davaları yıllardır uzun sürmesiyle eleştirilen davaların başında geliyor. Çekişmeli boşanma davalarının kimi zaman üç, dört yıl devam etmesi, tarafların hayatını adeta askıya alıyor. Evliliğini bitirmek isteyen kişiler, mahkeme süreci tamamlanmadan resmî olarak evli görünmeye devam ediyor.
Bunun sonucunda da, eşin diğer eşe yönelik sadakat sorumluluğu da ne yazık ki sona ermiyor, bir başkası ile hayat kurması dava devam ederken imkansız bir hal alıyor. Bu da hem psikolojik hem de sosyal açıdan ciddi bir yıpranma yaratıyor.
İşte tam da bu noktada gündeme gelen yeni düzenleme, boşanma davalarında köklü bir değişiklik getirmeyi amaçlıyor. Boşanma davalarını daha kısa süreye indirgeyen, evlilik birliğinin sona ermesi ile kişilerin kendisini daha özgür hissettiği, boşanma talebinin kısa sürede sonuç verdiği bir sürece giriliyor.
Artık taraflar boşanmakta hemfikir olduklarında, mahkeme öncelikle boşanma kararını verecek. Yani evlilik bağı, davanın başında hızlıca sona erecek. Ancak nafaka, velayet, tazminat gibi fer’î talepler, boşanma kararından sonra ayrı bir süreçte değerlendirilmeye devam edecek.
- *Boşanma Önce, Fer’î Talepler Sonra” Modeli- mahkeme süreçlerinin çekirdek kısmını hızlandırmayı hedefliyor.
Gündemde olan yeni yaklaşım şöyle işliyor:
- Taraflar boşanmakta hemfikirse, mahkeme hızlıca boşanma kararını verir—evlilik bağı resmî olarak sona erer.
- Nafaka, velayet, tazminat, gibi fer’î talepler ise boşanmanın ardından ayrı bir süreçte değerlendirilir.
Boşanma davalarının yıllarca sürmesi artık sadece toplumsal değil, anayasal bir sorun haline gelmiş durumda. Öyle ki; Anayasa Mahkemesi, 2022/25672 sayıdaki başvuruda 9 yıl devam eden bir boşanma davasını makul sürenin çok üstünde görerek adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirmiştir.
Dahası, 2025 tarihli AYM kararında, uzun süren boşanma davalarının bireylerin yeniden evlenme hakkını fiilen engellediğini belirterek “manevi” tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Bu kararlar, boşanma sürecini hızlı ve öncelikli ele almanın artık hukuki bir zorunluluk olduğuna işaret ediyor.
Bu yaklaşım, boşanma davalarında yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Çünkü boşanma esasen bir irade beyanıdır; iki taraf da artık evliliği sürdürmek istemiyorsa, mahkemelerin yıllarca tarafları bekletmesinin bir anlamı kalmıyor.
Bundan böyle tartışmalar boşanmanın kendisinden ziyade, evliliğin ardından doğan sonuçlara ilişkin olacak.
AileHukuku’nda gündemdeki en sıcak başlıklardan biri de,süresiz nafaka uygulaması. Mevcut sistemde, boşanma sonrası ekonomik olarak zayıf durumda kalan taraf lehine süresiz nafaka hükmedilebiliyor.
Ancak yıllar önce kısa süren evlilikler nedeniyle ömür boyu devam eden nafaka yükümlülükleri hem toplumda hem hukuk çevrelerinde yoğun eleştirilere yol açtı. Yeni düzenleme ile birlikte, süresiz nafaka yerine evlilik süresine göre süreli nafaka modeli tartışılıyor.
Örneğin 5 yıl süren bir evlilikte 5 yıl, 10 yıl süren bir evlilikte 12 yıl gibi belirli sürelerle nafaka öngörülmesi gündemde. Ayrıca bazı dosyalarda toplu ödeme seçeneği de tarafların mağduriyetini azaltabilecek bir alternatif olarak değerlendiriliyor. Bu düzenlemenin amacı, nafaka alacaklısını korurken, yükümlünün de ömür boyu süren bir yükün altında kalmamasını sağlamak.
Gündeme gelen bir diğer öneri de boşanma davalarında arabuluculuk sistemi. Bugün iş davaları, ticari davalar ve kira uyuşmazlıklarında uygulanan zorunlu arabuluculuk, aile hukukuna da uyarlanmak isteniyor.
Amaç, özellikle nafaka, mal paylaşımı ve tazminat gibi konularda tarafların mahkeme önüne gitmeden, arabulucu eşliğinde uzlaşması.
Destekleyenler, bu yolla hem davaların süresinin kısalacağını hem de tarafların daha az yıpranacağını savunsa daanlaşmalı boşanma ile ancak “hakim”in onaylayacağı bir protokolü arabuluculuk sistemi ile değiştirmenin mantıklı olmadığı kanaatindeyim.
Tüm bu gelişmeler bize şunu gösteriyor: Boşanma davalarında artık yıllarca süren, tarafları yıpratan süreçlerden uzaklaşılmak isteniyor.
Tarafların boşanmakta hemfikir olduğu dosyalarda evlilik bağının hızla sona ermesi, süresiz nafakanın yerine evlilik süresine bağlı bir modelin gündeme gelmesi ve arabuluculuk mekanizmasının aile hukukuna dahil edilmesi, boşanma hukukunda yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Elbette her düzenlemenin kendi içinde tartışmalı yönleri olacak, ancak ortak beklenti daha hızlı, daha adil ve daha öngörülebilir bir yargılama süreci. Şimdi asıl merak edilen, bu yeniliklerin uygulamada tarafların hayatını gerçekten kolaylaştırıp kolaylaştırmayacağıdır.
Av. Serpil ÇINAR
Hukukçu

YORUMLAR