Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Emre YILDIRIM
Emre YILDIRIM

Barış Masada Kurulur, Sokakta Yaşar

Bir barış anlaşması düşünün. Yıllarca süren müzakereler, imza törenleri, dünya basınında alkış. Sonra anlaşma halka soruluyor ve halk “Hayır” diyor.

Bu bir kurgu değil. 2016’da Kolombiya’da yaşandı.

Biz Türkiye’de “çözüm” denince hep masaya bakarız. Kim kiminle görüştü, kim neyi kabul etti, hangi lider ne dedi? Oysa dünyadaki örnekler çok acı bir gerçeği söylüyor: Barışı imzalayanlar ile barışı yaşayacak olanlar çoğu zaman aynı insanlar değil. Ve imza, sokağın onayını almadıkça kırılgan kalıyor.

Kolombiya: Yarım Puanlık Ders

Hükümet ile FARC arasındaki anlaşma, yarım yüzyıllık bir savaşı bitirmek için hazırlandı. Referandumda “Hayır” yaklaşık yüzde 50,2 aldı. Fark, yarım puanın altındaydı. Daha çarpıcısı, seçmenin yaklaşık yüzde 60’ı sandığa bile gitmedi. Dönemin Cumhurbaşkanı Santos’a Nobel Barış Ödülü, bu sonuçtan birkaç gün sonra verildi.

Bunu “toplum barışı istemedi” diye okumak kolay ama yanlış. “Hayır” kampanyası cezasızlık korkusunu, eski savaşçıların siyasete girmesine duyulan öfkeyi ve yoğun bir yanlış bilgi dalgasını kullandı. Savaşın en ağır vurduğu bölgelerin birçoğu ise “Evet” dedi. Yani sorun, acı çekenlerin barışa karşı olması değil; anlaşmanın içeriğinin anlatılmaması, güvenin kurulmamasıydı.

Anlaşma sonradan değiştirilip Kongre’den geçti. Barış kurtuldu, ama bir bedel ödendi: Meşruiyet tartışması hâlâ bitmedi.

Güney Afrika:Gerçek İyileştirir mi?

Apartheid yıkıldığında en kolay yol intikamdı. İkinci kolay yol, hiçbir şey olmamış gibi davranmak. Güney Afrika üçüncü yolu seçti: Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu.

Başında Başpiskopos Desmond Tutu vardı. Siyasi suç işleyenler, olanların tamamını anlatırlarsa af talep edebiliyordu. Kadınlar, anneler, hayatta kalanlar ilk kez kamusal oturumlarda konuştu. “Kayıp oğlum nerede?” diye soranlar ilk kez cevap duydu.

Ama masal burada bitmiyor. Mağdurlara verilen tazminatlar çok sınırlı kaldı. Ekonomik eşitsizlik büyük ölçüde sürdü. Birçok kişi için gerçek ortaya çıktı, adalet tamamlanmadı. Bu yüzden Güney Afrika bir model değil, uyarı levhasıdır: Acıyı konuşmak gerekli, ama yetmiyor.

Kuzey İrlanda:Sandık Çalıştı, Mahalle Çalışmadı

1998 Hayırlı Cuma Anlaşması, tek taraflı bir pazarlık değildi. Hem Katolik milliyetçileri hem de Protestan sadıkları masaya oturttu. Üstelik anlaşma hem Kuzey İrlanda’da hem de İrlanda Cumhuriyeti’nde referandumla halka götürüldü ve büyük çoğunlukla onaylandı. Kolombiya’dan ayrıldığı nokta tam olarak buydu.

Fakat sandıkta kazanılan barış, gündelik hayata kendiliğinden yansımadı. Mahalleleri ayıran “barış duvarları” anlaşmadan sonra kaybolmadı; bazı hesaplara göre çoğaldı bile. Katolik ve Protestan çocukların birlikte okuduğu okullar, bugün hâlâ öğrencilerin yüzde 10’unun bile altında.

Bir kuşak sonra bile iki toplum, aynı şehirde ayrı hayatlar yaşayabiliyor. Silahlar susar ama komşuluk kendiliğinden kurulmaz.

Türkiye:Üç Soru, Bir Sınav

Bu üç hikâyeden Türkiye için üç soru çıkıyor:

Birincisi: Toplum sürece dahil edildi mi, yoksa sadece haberdar mı edildi? Kolombiya bize bunu sordurdu.

İkincisi: Acı çekenler duyuldu mu? Güney Afrika’nın dersi buydu.

Üçüncüsü: Anlaşmadan sonra güven gündelik hayatta kuruldu mu? Kuzey İrlanda’da fark buydu.

Türkiye bu sorularla daha önce de karşılaştı. 2013-2015 arasındaki çözüm sürecinde Akil İnsanlar Heyeti kuruldu, farklı bölgelerde halkla görüşmeler yapıldı. Bu, toplumsallaştırma yönünde bir adımdı. Ama süreç 2015 yazında sona erdi ve geriye şu soru kaldı: Toplumsal destek, kurumsal bir zemine oturmadığında ne kadar dayanır?

Bugün çözüm kavramı yeniden konuşulurken, hâlâ en zor olanı farklı acıları aynı cümlede taşıyabilmek. Bir şehit annesinin gözyaşı gerçektir. Boşaltılan köyünü arayan bir ailenin sessizliği de gerçektir. Biri diğerini silmez, biri diğerinin yerine geçmez. Doğu’da da Batı’da da yarası olan insanlar var ve hepsi duyulmayı bekliyor.

Bir barış sürecinin sağlamlığını, imzaların büyüklüğü değil, o imzanın sokakta ne kadar karşılık bulduğu belirler.

Kolombiya bunu sandıkta öğrendi. Güney Afrika bunu hakikat oturumlarında öğrendi. Kuzey İrlanda bunu barış duvarlarının dibinde öğrendi.

Türkiye’nin aynı dersi bir kez daha pahalıya öğrenmesine gerek yok; yeter ki masadaki konuşmanın yanına, toplumun konuşmasını da koyabilelim. Çünkü barış masada kurulur, ama yalnızca sokakta yaşar.



Emre YILDIRIM
Sosyolog

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER