Son yıllarda ülkemizde eğitim kurumlarında ve sosyal medyada akran zorbalığı vakalarının arttığı görülmektedir.
Bu durum yalnızca pedagojik bir sorun değil, aynı zamanda hukuki bir mesele olarak da ele alınmalıdır.
Akran zorbalığı, bir öğrencinin ya da bireyin yaşıtları tarafından fiziksel, sözel, duygusal veya dijital yollarla sistematik biçimde zarar görmesi anlamına gelir.
Bu tür eylemler, mağdurlar üzerinde kalıcı psikolojik etkiler bırakmakta; bazen intihar, okul terkleri ve ciddi travmalarla sonuçlanmaktadır.
Hukuki Tanım ve Mevzuattaki Yeri
Türk hukukunda ‘akran zorbalığı’ kavramı henüz doğrudan bir suç tipi olarak tanımlanmamıştır.
Ancak, bu davranışların niteliğine göre farklı Türk Ceza Kanunu (TCK) hükümleri devreye girmektedir.
Örneğin:
– TCK m.125 – Hakaret: Kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici sözler veya davranışlar.
– TCK m.106 – Tehdit: Zarar verme niyetiyle korku ya da endişe yaratmak.
– TCK m.86 – Kasten Yaralama: Fiziksel şiddet içeren zorbalık davranışları.
– TCK m.107 – Şantaj: Kişiyi, bir hakkını kullanmaya zorlamak amacıyla tehdide maruz bırakmak.
– TCK m.134 – Kişisel Verilerin ve Görüntülerin Hukuka Aykırı Yayılması: Fotoğraf veya video paylaşımıyla yapılan dijital zorbalıklar.
Mağdurun ve Velinin Hakları
Akran zorbalığına maruz kalan öğrenci veya ailesi şu adımları atabilir:
1. Okul Yönetimine Yazılı Bildirim: Durum rehberlik servisi ve okul idaresine bildirilir. Okul disiplin soruşturması başlatmakla yükümlüdür.
2. Delil Toplama: Mesaj, video, fotoğraf veya tanık beyanı gibi somut deliller saklanmalıdır.
3. Savcılığa Suç Duyurusu: Zorbalık eylemi ceza kanununa giriyorsa (tehdit, hakaret, yaralama vb.), savcılığa başvurulabilir.
4. Milli Eğitim Müdürlüklerine Şikayet: Okul gerekli önlemleri almıyorsa, İl veya İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine yazılı başvuru yapılabilir.
5. Psikolojik Destek: Hukuki sürecin yanı sıra mağdurun ruhsal olarak desteklenmesi son derece önemlidir.
Devletin ve Okulların Yükümlülüğü
Anayasa’nın 17. maddesi uyarınca herkesin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı vardır.
Bu kapsamda devletin, özellikle çocukların güvenli bir eğitim ortamında bulunmasını sağlama pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2024 tarihli ‘Okullarda Şiddetin Önlenmesi Genelgesi’, zorbalıkla mücadelede önemli bir adım olmuştur.
Bu genelge ile okullarda rehberlik birimlerinin aktif rol alması, öğrenciler arasında şiddet, tehdit ve zorbalık içeren davranışların raporlanması zorunlu hale getirilmiştir.
Hukuki Düzenleme İhtiyacı
Her ne kadar mevcut hükümler belirli davranışları cezalandırsa da, akran zorbalığını tanımlayan özel bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.
Bu durum, hem mağdurların korunmasında hem de failin eğitsel rehabilitasyonunda boşluk yaratmaktadır.
Son dönemde gündeme gelen yeni yargı paketi taslaklarında, ‘akran zorbalığı’nın müstakil bir suç olarak tanımlanması ve çocuk fail ile çocuk mağdur kavramlarının özel koruma altına alınması yönünde öneriler tartışılmaktadır.
Sonuç
Akran zorbalığı yalnızca okul koridorlarında yaşanan bir davranış değil; dijital dünyanın her köşesine yayılmış, toplumsal bir sorun haline gelmiştir.
Hukuken yapılması gereken, bu eylemleri münferit değil sistematik şiddet olarak görmek ve buna göre yasal düzenlemeleri güçlendirmektir.
Her birey –öğretmen, veli, öğrenci, yargı mensubu– bu konuda bilinçli olmalı; mağdurları koruyan, failleri eğiten, toplumu onaran bir hukuk kültürü inşa edilmelidir.
Av. Arb. Zafer İŞERİ
HUKUKÇU

YORUMLAR