Siyaset, bir zamanlar bir ülkenin nereye gideceğine dair akıl yürütme sanatıyken; bugün giderek, kimin kaç kişiyle yürüdüğünün muhasebesine indirgeniyor.
İşte buna abaküs siyaseti diyorum.
Abaküs siyaseti, ilkeyi değil rakamı esas alır.
Doğruyu aramaz; çoğunluğu sayar.
“Bu ülke için ne gerekir?” sorusu zahmetlidir çünkü bedel ister.
Oysa “kaç oy getirir?” sorusu pratiktir, risksizdir ve alkışla ödüllendirilir.
Abaküs siyaseti tam da bu konfor alanında yaşar.
Bu anlayışta siyasetçi düşünmez, tartmaz, ikna etmeye çalışmaz.
Anketi açar, abaküsün boncuklarını sağa sola çeker ve kararını verir.
Dün savunduğuna bugün karşı çıkar, bugün söylediğini yarın inkâr eder.
Çünkü tutarlılık değil, aritmetik kazanç esastır.
Hafıza yük; duruş ise maliyettir.
Abaküs siyaseti kısa vadede kalabalık üretir ama uzun vadede ülkeyi yalnızlaştırır.
Çünkü toplum, sayılarla yönetilmez; adaletle ayakta durur.
Devlet, çoğunlukla değil hukukla devam eder.
Bunlar ise abaküste karşılığı olmayan kavramlardır.
Asıl tehlike şuradadır: Abaküs siyaseti, siyasetçiyi küçültmekle kalmaz; seçmeni de rakama indirger.
Vatandaş artık düşünen bir özne değil, yer değiştiren bir boncuk muamelesi görür.
Bugün buradasın, yarın oradasın; yeter ki toplam değişmesin.
Oysa gerçek siyaset, herkesin hoşuna gitmese bile doğruyu savunabilme cesaretidir.
Herkes alkışlamasa da geri adım atmama iradesidir.
İlke, tam da çoğunluk yokken anlamlıdır.
Abaküs siyaseti kazanıyor gibi görünür.
Ama kazandığı şey iktidardır; kaybettiği ise itibardır.
İktidar geçicidir, itibar kalıcı. Tarih de zaten kazananları değil, duruş gösterenleri yazar.
Ve unutulmamalıdır:
Boncukları iyi sayanlar seçimi kazanabilir; ama memleketi, hesap yapanlar değil, hesap vermeyi bilenler yönetir.
Av. Ebubekir ELMALI
HUKUKÇU

YORUMLAR