Ayşe teyze ile Yılmaz Sönmez arasında, paranın yolunu takip eden bir sohbet.
Çin’den bir ürün almak için 100 dolar gönderirken zorlandığımı anlatıyordum.
Ayşe teyze, haberlerde gördüğü büyük para transferlerini hatırlattı.
Ayşe teyze: Oğlum Yılmaz, sen 100 dolar gönderirken zorlanıyorsun da bu kadar büyük paralar nasıl gidiyor?
Yılmaz Sönmez: Ben de bunu merak ediyorum Ayşe teyze. Gel, paranın yolunu birlikte takip edelim. Nerede kim soru sormalı, bakalım.
Ayşe teyze: Anlat oğlum, ama şu ekonomi kelimeleriyle başımı döndürme.
Yılmaz Sönmez: Bir şirketin hissesinden başlayalım, İsviçre’deki banka hesabına kadar gidelim.
ŞİRKET BÜYÜMEDEN FİYATI NASIL BÜYÜYOR?
Yılmaz Sönmez: Bir şirket düşün Ayşe teyze. On çalışanı var. Üretimi, satışları ve kazancı belli. Yeni bir yatırım yapmamış, satışları artmamış. Ama 50 liralık hissesi kısa sürede 1.000 liraya çıkmış.
Ayşe teyze: Bu şirket ne yaptı da fiyatı yirmi katına çıktı? Fabrika mı açtı, altın mı buldu?
Yılmaz Sönmez: İlk sorumuz bu olmalı. Bazen yatırımcılar şirketin gelecekte büyümesini bekler ve fiyat yükselir. Ama yanıltıcı bilgilerle veya yapay alım satımlarla fiyat yükseltilip vatandaşın alması sağlanıyorsa buna manipülasyon diyoruz.
Ayşe teyze: Yani vitrindeki fiyat büyüyor ama dükkânın işi aynı kalabiliyor?
Yılmaz Sönmez: Evet. Hissenin fiyatının yükselmesi, şirketin üretiminin ve kazancının aynı ölçüde arttığını göstermez.
Ayşe teyze: O zaman “Herkes alıyor” diye koşmayacağım. “Bu fiyatın dayanağı ne?” diye soracağım.
Yılmaz Sönmez: Bir de bu yükselişte kimlerin alıp kimlerin sattığını merak edeceğiz. Çünkü manipülasyondan elde edilmiş bir kazanç, satış dekontu bulunduğu için hukuka uygun hale gelmez.
Ayşe teyze: Peki bunu yalnızca ben mi merak edeceğim? Piyasayı izleyen kimse yok mu?
SPK BU SIRADA NE YAPIYOR?
Yılmaz Sönmez: Var. Sermaye Piyasası Kurulu, yani SPK. Fonların, portföy yöneticilerinin ve piyasa işlemlerinin kurallara uygunluğunu gözetiyor. Olağandışı fiyat ve işlem hareketlerini inceleme, gerektiğinde tedbir ve suç duyurusu süreçlerini işletme görevleri bulunuyor.
Ayşe teyze: Benim fark ettiğim tuhaflığın onların da önüne gelmesi gerekmez mi?
Yılmaz Sönmez: Ben de şunu soruyorum: İlk işaret ne zaman görüldü? Hangi hesaplar incelendi? Bir fon belirli hisselerde yoğunlaşmışsa bu nasıl değerlendirildi? İnceleme ve tedbir hangi tarihte geldi?
Ayşe teyze: Demek yalnızca ne yapıldığı değil, ne zaman yapıldığı da önemli.
Yılmaz Sönmez: Denetimin zaman çizelgesini öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Peki, aynı hareket borsanın kendi sisteminde nasıl görünüyor?
Bir de ona bakalım.
BORSA İSTANBUL’UN EKRANINA NE DÜŞÜYOR?
Yılmaz Sönmez: Borsa İstanbul’un elektronik gözetim sistemi, olağandışı fiyat ve miktar hareketlerini izliyor.
Ayşe teyze: Benim evde elektrik çok çekince sigorta atıyor. Burada da öyle bir sistem yok mu?
Yılmaz Sönmez: Devre kesici var. Fakat günlük fiyat sınırı, devre kesici ve manipülasyon incelemesi farklı mekanizmalar.
Ayşe teyze: Oğlum, bunların farkını da anlat.
Yılmaz Sönmez: Günlük fiyat sınırı, o gün hangi fiyat aralığında işlem yapılabileceğini belirliyor. Devre kesici ise belirli hareketlerde sürekli işlemi geçici olarak kesip emir toplama aşamasına geçiriyor. Sonrasında işlemler yeniden başlayabiliyor.
Borsa İstanbul’un yayımladığı mevcut esaslarda birçok pay için günlük fiyat marjı yüzde 10; pay bazında devre kesici tetikleme oranı ise yalnızca aşağı yönde yüzde 5 olarak belirtiliyor. Yani her yüzde 10 yükselişte devre kesici çalıştığını düşünmemeliyiz.
Ayşe teyze: Peki hisse her gün sınırın içinde yükselirse?
Yılmaz Sönmez: Günler boyunca büyük bir artış oluşabilir. Bu nedenle günlük sınıra uyulmuş olmasıyla yetinilmeyip, yükselişin ve işlemleri yapan hesapların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Ayşe teyze: Sigorta atmasa da tesisata bakılması gerekebilir diyorsun.
Yılmaz Sönmez: Güzel söyledin. Sorularımız şu: Uyarı oluştu mu? Kim değerlendirdi? Hesaplar arasındaki bağlantılara bakıldı mı? Hangi işlem yapıldı?
FONUN EMANETÇİSİ KİM?
Ayşe teyze: Fonun parasını tutan da bunlara bakmıyor mu?
Yılmaz Sönmez: Portföy saklayıcısının da görevleri var. Fonun varlıklarını ve kayıtlarını takip ediyor; varlık ve nakit hareketlerini kendi görev kapsamı içinde kontrol ediyor.
Ayşe teyze: Apartmanın parasıyla yöneticinin kendi parasını karıştırmam. Burada da öyle olması gerekir.
Yılmaz Sönmez: Bu nedenle paranın fon hesabından mı, şirket hesabından mı, yöneticinin şahsi hesabından mı çıktığını belirlemek önemli.
Ayşe teyze: Çünkü aynı şey değil.
Yılmaz Sönmez: Değil. Fon varlıklarının aidiyeti, nakit hareketleri ve varsa uyumsuzlukların nasıl değerlendirildiği araştırılmalı.
Ayşe teyze: Hadi para kazanıldı diyelim. Göndermek için bankaya gidince ne oluyor?
BANKA “MÜŞTERİ İSTEDİ” DEYİP GÖNDERİR Mİ?
Yılmaz Sönmez: Bankanın müşteriyi tanıması, işlemi müşterinin işi ve mali durumuyla karşılaştırması gerekiyor. Olağandışı büyüklükteki hareketin kaynağını ve ekonomik amacını araştırmalı.
Ayşe teyze: Bana “Bu para nereden geldi?” diye soruyorlar. Büyük para gönderene de sormaları gerekmez mi?
Yılmaz Sönmez: Banka yöneticisi olsam şu cevapları isterdim: Para nasıl kazanıldı? Gerçek sahibi kim? Neden bu hesaba, bu ülkeye ve şimdi gönderiliyor?
Ayşe teyze: “Borsada sattım” derse?
Yılmaz Sönmez: Satış kaydı, paranın son geldiği yeri anlatır. Kazancın nasıl oluştuğu ayrıca önemlidir.
Ayşe teyze: Dekont var diye bütün sorular bitmiyor yani.
Yılmaz Sönmez: Bu transferlerde hangi belgelerin incelendiğini ve hangi açıklamaların yeterli bulunduğunu öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum.
ŞÜPHEYİ KİM DEĞERLENDİRECEK?
Ayşe teyze: Bankanın aklına bir şüphe düşerse ne yapacak?
Yılmaz Sönmez: Şüpheli işlem bildirimi süreci var. MASAK’a, yani Mali Suçları Araştırma Kuruluna bildirim yapılıyor. Aklama şüphesini destekleyen ciddi emareler varsa işlemin ertelenmesini istemeye yönelik mekanizma da bulunuyor.
Ayşe teyze: Para gitmeden bekletilebiliyor mu?
Yılmaz Sönmez: Gerekli koşullarda buna yönelik süreç işletilebiliyor. Burada tarihler önemli: Uyarı ne zaman geldi, bildirim ne zaman yapıldı, para ne zaman çıktı, müdahale ne zaman değerlendirildi?
Ayşe teyze: Bildirim para gittikten sonra yapılmışsa başka, önceden yapılmışsa başka.
Yılmaz Sönmez: Bankanın değerlendirmesiyle MASAK’ın yaptığı işlemleri bu zaman çizelgesinde birlikte incelememiz gerektiğini düşünüyorum.
Ayşe teyze: Banka da kendi kendini denetlemiyor herhalde?
BDDK BANKAYA NE SORUYOR?
Yılmaz Sönmez: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, yani BDDK, bankaların kontrol sistemlerini denetliyor. İç kontrol, risk yönetimi ve iç denetimin uygulamada etkili olması gerekiyor.
Ayşe teyze: “Prosedürümüz var” demeleri yeter mi?
Yılmaz Sönmez: Dosyada yazması kadar işlem sırasında uygulanması da önemli. Önceden bir eksiklik belirlenmişse giderilip giderilmediğine bakılmalı.
Geçmişte bu alandaki yazılım çalışmalarında görev almış biri olarak, BDDK’nın bankaları incelemek için kullandığı Murakıp Otomasyon Sistemi üzerinden yürütülen denetim süreçlerine aşinayım.
Ayşe teyze: O zaman söyle oğlum Yılmaz: Bu hareketler sisteme düşüyor mu?
Yılmaz Sönmez: Günümüzde hangi verinin, hangi ayrıntıyla ve ne sıklıkta alındığını incelemek gerekir. Sorularımız şu: Sisteme hangi bilgiler ulaştı? Hangi kontrollerden geçti? Uyarı oluştuysa kim, ne zaman ve nasıl değerlendirdi?
Ayşe teyze: Bilgisayar var diye kendiliğinden bütün iş yapılmış olmuyor.
Yılmaz Sönmez: Veri, kontrol kuralı ve insanların değerlendirmesi birlikte önemli. İsviçre’de FINMA’nın görevini sorguluyorsak Türkiye’de BDDK’nın denetim sürecini de incelememiz gerektiğini düşünüyorum.
BANKADAKİ UYARI DA DEVRE KESİCİ Mİ?
Ayşe teyze: Banka sistemi de büyük tutarda sigorta gibi işlemi kesmiyor mu?
Yılmaz Sönmez: Bankalarda işlem limitleri, otomatik uyarılar ve ek incelemeler bulunabilir. Fakat borsadaki devre kesiciyle bunları aynı saymamalıyız. BDDK veya TCMB’de belirli tutarı aşan bütün dış transferleri otomatik durduran ortak bir kural bulunduğunu varsaymadan, geçerli kontrolleri öğrenmeliyiz.
Ayşe teyze: Öyleyse ne soracağız?
Yılmaz Sönmez: İşlem hangi otomatik kontrollerden geçti? Uyarı oluştu mu? Ek belge istendi mi? Bekletildiyse hangi değerlendirmeyle devam etti?
Ayşe teyze: “Sistem var mı?” sorusu yetmiyor.
Yılmaz Sönmez: Asıl merak ettiğimiz, sistemin gördüğü bilgiyle ne yapıldığı.
SWIFT DEDİĞİN PARANIN GEÇTİĞİ KAPI MI?
Ayşe teyze: Para sınırı geçerken hangi yolu kullanıyor?
Yılmaz Sönmez: SWIFT, bankaların ödeme mesajlarını ilettiği ağ. Kendisi müşteri parasını tutmuyor.
Ayşe teyze: Mesaj ayrı, para ayrı mı?
Yılmaz Sönmez: Talimat mesajla iletiliyor; ödeme bankaların hesapları ve ilgili ödeme sistemleri üzerinden gerçekleşiyor. Arada muhabir bankalar bulunabilir. Türkiye’deki bankanın yabancı bankadaki hesabından ödeme yapılabilir.
Ayşe teyze: Sadece “İsviçre’ye gitti” demek eksik kalıyor.
Yılmaz Sönmez: Hangi bankadan çıktı, hangi bankalardan geçti, hangi hesaba ulaştı? Paranın yolunu böyle takip etmeliyiz.
MUHABİR BANKALARIN GÖREVİ NE?
Ayşe teyze: Aradakiler hiç soru sormuyor mu?
Yılmaz Sönmez: Onların da kendi rollerine uygun risk değerlendirmesi ve aklamayı önleme kontrolleri var. Gönderen bankanın müşterisini aynı ayrıntıyla tanımayabilirler; fakat yaptıkları iş kapsamında sorumlulukları bulunuyor.
Ayşe teyze: Bu zincirde kim ek belge istedi, diye sorarım.
Yılmaz Sönmez: Ben de sorarım. Uyarı oluştu mu? Ödeme bekletildi mi? Açıklama talep edildi mi? Nasıl sonuçlandı?
BANKANIN PARASI AZALINCA RİSKİ ARTMİYOR MU?
Ayşe teyze: Oğlum, bankanın yabancı hesabından para çıkıyor. Banka buna niye razı oluyor?
Yılmaz Sönmez: Müşterinin bir milyon dolarlık mevduatı varsa ve gönderiyorsa, bankanın dış hesabındaki varlığı azalırken müşteriye olan mevduat borcu da azalır. Banka aynı tutarı karşılıksız kaybetmiş olmaz.
Ayşe teyze: Hiç etkisi yok mu?
Yılmaz Sönmez: Büyük ve yoğunlaşmış çıkışlar döviz likiditesini zorlayabilir. Bu nedenle tutarın bankanın kaynaklarına oranı, zamanlaması ve ödeme gücüne etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Ayşe teyze: Hem müşterinin işlemi hem bankanın dayanıklılığı incelenecek.
Yılmaz Sönmez: İki ayrı açıdan bakılması gerektiğini düşünüyorum.
MERKEZ BANKASI BU İŞİN NERESİNDE?
Yılmaz Sönmez: TCMB, dış ekonomik hareketler ve bankaların dış varlık ve yükümlülükleri hakkında veriler derliyor. Bu izleme, her müşteri transferine ayrı ön onay verilmesiyle aynı şey değil.
Ayşe teyze: O zaman doğru soru ne?
Yılmaz Sönmez: Kuruma hangi bilgiler ulaştı? Ne zaman ulaştı? Görev alanında nasıl değerlendirildi? Diğer kurumlarla bilgi paylaşımı gerekti mi?
Ayşe teyze: Bildirim, onay ve denetim ayrı işler diyorsun.
Yılmaz Sönmez: Hangisi gerekiyorsa onun nasıl yerine getirildiğini öğrenmeliyiz.
YOLCUNUN CEBİNDEKİ PARAYLA BANKA TRANSFERİ AYNI MI?
Ayşe teyze: Ben de duydum, belli miktarın üzerinde parayla yurt dışına çıkamıyormuşuz.
Yılmaz Sönmez: Yolcu beraberinde nakit taşıma kuralları ayrı. Ticaret Bakanlığının rehberinde 10.000 avro ve eşiti üzerindeki nakit için beyan kuralı yer alıyor; ayrıca kaynağına ve amacına göre yolcu beraberinde çıkarılamayan nakit türleri var. Bu, bankadan yapılacak bütün transferlere aynı üst sınırın uygulandığı anlamına gelmiyor.
Ayşe teyze: Cebimdeki nakitle hesabımdan gönderdiğim paranın yolu farklı.
Yılmaz Sönmez: Bu yüzden her birinin kendi kurallarını sorgulamalıyız.
İSVİÇRE’DE ALICI BANKA NE SORMALI?
Ayşe teyze: Hadi para İsviçre’ye vardı. “Hoş geldin” deyip hesaba mı koyuyorlar?
Yılmaz Sönmez: Alıcı bankanın da kimliği ve ilgili kurallar kapsamında paranın gerçek faydalanıcısını belirlemesi gerekiyor. Olağandışı işlemin ekonomik arka planını araştırmalı; yüksek riskli müşterilerde servetin kaynağını daha ayrıntılı incelemeli.
Ayşe teyze: “Türkiye’deki bankam gönderdi” demek bütün soruları bitirmiyor.
Yılmaz Sönmez: İki soru var: “Bu para nereden geldi?” ve “Bu servet nasıl oluştu?”
Ayşe teyze: Birincisine “Hisse sattım” diyebilir. İkincisi daha uzun bir hikâye.
Yılmaz Sönmez: İncelemenin, riskin gerektirdiği ölçüde o hikâyeye de bakması beklenir.
MROS İLE FINMA AYNI KURUM MU?
Ayşe teyze: Banka şüphelenirse kime gider?
Yılmaz Sönmez: MROS, İsviçre’nin mali istihbarat birimi. Şüpheli işlem bildirimlerini alıyor, analiz ediyor ve gerekli koşullarda savcılığa iletiyor. FINMA ise bankaların denetiminden ve aklamayı önleme yükümlülüklerine uyumlarının gözetiminden sorumlu.
Ayşe teyze: O zaman iki soru soracağız: Banka bildirdi mi, bankanın yaptığı kontrol denetlendi mi?
Yılmaz Sönmez: Bu mekanizmaların hangi aşamada devreye girdiğini öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum.
İSVİÇRE MERKEZ BANKASI NE YAPIYOR?
Ayşe teyze: Onların merkez bankası da aynı incelemeyi mi yapıyor?
Yılmaz Sönmez: Her ülkede görev dağılımı aynı değil. İsviçre’de bankaların bu yükümlülüklerini denetleyen kurum FINMA. Başka ülkelerde yapı farklı olabilir.
Ayşe teyze: Ülkenin adını değiştirip aynı kurumları yazamayız.
Yılmaz Sönmez: Her ülkenin ödeme, raporlama, denetim ve mali istihbarat görevlerini ayrı belirlemeliyiz. Sorumuz şu: Bu para hangi sistemlere girdi, hangi kurumun görev alanına düştü ve orada ne yapıldı?
MROS TÜRKİYE’YE SORDUYSA NE CEVAP ALDI?
Yılmaz Sönmez: Böyle bir yazışmanın yapıldığını henüz doğrulayamadım. Ama yapılmışsa hangi kuruma ulaştığını ve nasıl cevaplandığını öğrenmek isterim. MROS yabancı mali istihbarat birimleriyle bilgi alışverişi yapabiliyor; Türkiye’deki muadil kurum MASAK.
Ayşe teyze: “Türkiye’den cevap geldi” denmesi yeter mi?
Yılmaz Sönmez: Cevabın içeriği önemli. “Para hisse satışından geldi”, “O tarihte bilinen soruşturma yoktu” ve “Kaynak araştırıldı” farklı açıklamalardır.
Ayşe teyze: Sorunun ne olduğu da önemli.
Yılmaz Sönmez: Kimlik mi soruldu, belirli transfer mi, servetin kaynağı mı? Hangi kayıtlar incelendi? Cevap neyi kapsadı? Sonrasında alıcı banka ne yaptı?
Ayşe teyze: Bir de cevap beklenirken para neredeydi?
Yılmaz Sönmez: Araştırılmasını istediğimiz önemli noktalardan biri bu.
ŞÜPHE VARSA PARA HEMEN DONDURULUR MU?
Yılmaz Sönmez: Bildirim ile dondurma aynı işlem değil. İsviçre’de analiz ve savcılığa aktarım süreçlerine bağlı tedbirler var. MROS’un savcılığa aktarımı, ilgili koşullarda geçici dondurma yükümlülüğünü doğuruyor.
Ayşe teyze: Yalnızca “Bildirdik” demelerine değil, sonra ne olduğuna da bakacağız.
Yılmaz Sönmez: Tedbir ne zaman alındı? Para hâlâ hesapta mıydı? Başka hesaplara geçmiş miydi? Bu tarihlerin birlikte incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.
TÜRKİYE O PARAYI GERİ İSTEYEBİLİR Mİ?
Yılmaz Sönmez: Hukuki koşullara göre yetkili makamlar uluslararası adli yardım ve malvarlığına yönelik tedbir süreçlerini değerlendirebilir. Mali istihbarat paylaşımıyla adli el koyma ve geri alma ayrı süreçlerdir.
Ayşe teyze: “İzini bulduk” demek işin sonu değil.
Yılmaz Sönmez: Hangi başvuru ne zaman yapıldı, hangi hesap için ne istendi, nasıl sonuçlandı? Bunları da öğrenmeliyiz.
HERKES AYRI PARÇAYA BAKARSA RESMİN TAMAMINI KİM GÖRECEK?
Ayşe teyze: Oğlum Yılmaz, borsadaki hareket bir yerde, banka transferi başka yerde, İsviçre hesabı başka yerde görülüyor. Bunlar birleşmezse ne olacak?
Yılmaz Sönmez: Kurumlar arası bilgi paylaşımını bu nedenle sorguluyoruz. Piyasadaki hareketle para transferi arasındaki bağlantının kurulması gerekebilir.
Ayşe teyze: Peki kurulmuş mu?
Yılmaz Sönmez: Hangi bilgi, hangi tarihte, kiminle paylaşıldı? Birlikte nasıl değerlendirildi? Bunların araştırılması gerektiğini düşünüyorum.
HABERLERDEKİ MİLYARLARIN HEPSİ DIŞARI ÇIKAN PARA MI?
Yılmaz Sönmez: Fonun büyüklüğü, yatırımcı zararı, iddia edilen haksız kazanç ve yurt dışına gönderilen para farklı rakamlardır.
Ayşe teyze: Aynı rakamı hepsine yazarsak hesabı karıştırırız.
Yılmaz Sönmez: Yaklaşık 20 milyar dolar olarak dile getirilen rakam, açıklamalardan birinde toplam maliyet iddiası olarak kullanılıyor. Gerçekleşmiş dış transfer toplamını ayrıca belirlemek gerekiyor.
Ayşe teyze: Önce neyin hesabını yaptığımızı bileceğiz.
BİZE BÜTÜN BANKA HESAPLARINI MI AÇIKLASINLAR?
Yılmaz Sönmez: İstediğimiz, hukuken açıklanabilecek ölçüde sürecin nasıl çalıştığını öğrenmek.
Ayşe teyze: Mesela?
Yılmaz Sönmez: İlk uyarı ne zaman geldi? İnceleme ne zaman başladı? Bilgi hangi kuruma iletildi? Para ne zaman çıktı? Tedbir ne zaman değerlendirildi?
Ayşe teyze: Tarihleri yan yana koyunca hangi aşamada ne olduğu anlaşılır.
Yılmaz Sönmez: Kamuoyuna bu denetim zaman çizelgesinin açıklanması gerektiğini düşünüyorum.
PEKİ BİZ BÜTÜN BUNLARI NEDEN SORUYORUZ?
Ayşe teyze: Oğlum, bu kadar kurum ve sistem varsa asıl öğrenmemiz gereken ne?
Yılmaz Sönmez: Sistemin bulunduğunu bilmek kadar, nasıl çalıştığını anlamak. Veri geldi mi, uyarı oluştu mu, kim değerlendirdi ve ne yaptı?
Ayşe teyze: Apartmanın kilidi var ama kullanılıyor mu; kamera var ama kayıt alıyor mu, gibi.
Yılmaz Sönmez: Evet. Sistem, bilgi ve insanların yaptığı işlem birlikte önemli.
Ayşe teyze bir süre düşündü, çayından son bir yudum aldı.
Ayşe teyze: Ben bütün bu kısaltmaları ezberleyemem evladım.
Ama artık büyük bir para transferi duyunca yalnızca “Ne kadar gitmiş?” diye sormam.
Yılmaz Sönmez: Başka ne sorarsın Ayşe teyze?
Ayşe teyze: “Bu para giderken kim ne sordu? Cevabı kim inceledi? Bir sorun görüldüyse ne zaman harekete geçildi?”
Benim de bu yazıyla anlatmak istediğim buydu.
Toplumun bu soruları sormasının, ilgili kurumların da kendi görev alanları içinde cevaplamasının gerekli olduğunu düşünüyorum.
Çünkü vatandaş bütün teknik ayrıntıları bilmese de şu soruyu sorabilir:
“Beni ve ekonomiyi korumak için kurulmuş bu sistem, görevini zamanında yaptı mı?”
Yılmaz SÖNMEZ
Bilgisayar Mühendisi

YORUMLAR