Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Emin KAYA
Emin KAYA

Asgari ücrette işçi-işveren mutlu olacak mı?

2027 asgari ücret görüşmeleri daha şimdiden konuşulmaya başladı ve bunu “işçi ne istiyor, işveren ne kadar artışı taşıyabilir, hükümetin/ekonomi yönetiminin yaklaşımı ne olabilir?” şeklinde ele almak daha doğru olur.

Öncelikle mevcut baz çok önemli: 2026 net asgari ücret 28.075,50 TL, brüt 33.030 TL. 2025’e göre artış %27,01 oldu.

Şu anda konuşulan zam aralığı

Eylül 2026 itibarıyla basına yansıyan ilk senaryolar ağırlıklı olarak %20–%30 bandında. Örneğin:

Zam2027 net asgari ücret
%2033.690 TL
%2535.094 TL
%3036.498 TL
%3537.902 TL
%4039.306 TL

%20, %25 ve %30 senaryoları son günlerde ekonomi basınında özellikle öne çıkıyor.

İşçi tarafının yaklaşımı

İşçi açısından temel mesele yalnızca “yüzde kaç zam” değil, 2026 boyunca oluşan enflasyon karşısında satın alma gücünün ne kadar korunacağı.

Dolayısıyla işçi tarafının pazarlıkta şu üç unsuru öne çıkarması beklenebilir:

  • 2026 gerçekleşen enflasyonunun dikkate alınması,
  • 2026’da kaybedilen satın alma gücünün telafi edilmesi,
  • bunun üzerine mümkünse refah payı verilmesi.

Bu nedenle işçi tarafının %30’un üzerinde bir başlangıç talebi ortaya koyması şaşırtıcı olmaz. Ancak “işçinin kesin talebi şu kadar” demek için henüz resmi bir talep açıklamasını beklemek gerekir.

İşveren tarafı ne istiyor?

İşveren açısından kritik nokta asgari ücretin çalışana ödenen net tutarından çok toplam işçilik maliyeti.

2026’da 28.075,50 TL net ücretin işverene maliyeti, SGK teşvikinin durumuna göre yaklaşık 39.223 TL–40.875 TL arasında. Teşviksiz durumda 40.874,63 TL.

Dolayısıyla örneğin net ücret %30 artırılıp 36.498 TL olursa, işveren açısından maliyet de kabaca %30 civarında artacak; fakat prim ve teşvik yapısına göre gerçek maliyet farklılaşacak.

İşveren kesiminin muhtemel yaklaşımı bu nedenle:

“Ücret artışı yapılacaksa asgari ücret destekleri,SGK prim desteği(bilhassa işveren primlerinin tamamının devletçe karşılanması)/vergi desteği de artırılsın ve artış işletmelerin maliyet yapısını bozmasın.”

Burada özellikle TİSK’in işveren maliyeti, rekabet gücü, istihdam ve kayıt dışılık konularını öne çıkarması beklenebilir.

Benim dikkat çekeceğim nokta

Bence asıl kritik soru %25 mi, %30 mu? sorusundan ziyade şu:

2027’de ekonomi yönetimi gerçekleşen 2026 enflasyonunu mu, yoksa ileriye dönük enflasyon hedefini mi esas alacak?

Çünkü bu iki yaklaşım arasında ciddi fark oluşabilir.

Örneğin:

  • %20 zam → 33.690 TL
  • %25 zam → 35.094 TL
  • %30 zam → 36.498 TL
  • %35 zam → 37.902 TL

Bu nedenle 35 bin TL civarı, şu anda masadaki senaryolar açısından psikolojik olarak önemli bir eşik gibi görünüyor.

Özetle;

İşçi insan onuruna yaraşır bir hayat sürdürebilmesi için gerekli asgari ücreti istiyor.

İnsan onuruna yaraşır bir hayat seviyesi, bir kişinin yardıma muhtaç olmadan, insani değerlere uygun şekilde beslenme, barınma, sağlık, eğitim ve güvenlik gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabildiği yaşam standardıdır.

İşveren:işletmede sürekliliğin sağlanması,istihdamın sürdürülebilmesi ve maliyet dengesi için asgari ücret üzerinden alınan yasal kesintilerin işveren paylarının tamamının,yapılamıyorsa en azından %50 sinin devletçe karşılanmasını bekliyor.



Emin KAYA
Ekonomist-Yeminli Mali Müşavir

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER